Sitemize eklenmesini istediginiz bölüm, kategori veya kaldirilmasini istediginiz kisimlari yada yapilmasini istediginiz herhangi bir istegi lütfen iletisim bölümünden bize bildiriniz. Her ne amaçla olursa olsun fikirlerinize ihtiyacimiz var. Fikir olmayip farkli konularda (yardim, istek, sikayet) da bizimle iletisime geçiniz lütfen. Hertürlü elestiri ve yorumlarinizi bikmadan usanmadan bekliyoruz. Baska isimiz gücümüz yok:). Any Questions? please use "contact" link to send us e-mail. Batman team

Engellilik, is göremezlik konusunda kisa ve uzun metrajli filmlerle toplumda farkindalik yaratmayi ve bu bilincin güçlenerek yayilmasini saglamayi hedefleyen Uluslararasi Engelsiz Film Festivali; “Herkes Için Esit Yasam Kosullari, Esit Saygi ve Adalet” ana temasiyla çalismalarini sürdürmeye basladi.
Yarismaya Son Katilim Tarihi: 1 Nisan 2012
Yarismaya katilmak ve basvuru kosullarini incelemek için www.engelsizfilm.com web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Diger soru ve önerileriniz için bize festival@engelsizfilm.com adresinden
ulasabilirsiniz.
Bu yazi pippacacca tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

1970 Izmir dogumlu Caner Alper ile 1972 dogumlu Mehmet Binay'in birlikte yönettikleri sinema filmi "ZENNE", 2012 Ocak ayinda gösterime girecek. Yaklasik 1,5 Milyon Dolar ile tamamlanan film Antalya Altin Portakal Film Festivali'nde dört ödül birden kazanirken Sinema Elestirmeleri'nin özel ödülüne aday gösterildi. Basrollerini Kerem Can ile Italyan aktör Giovanni Arvaneh'in paylastiklari filmde Erkan Avci, Tilbe Saran, Rüçhan Çaliskur, Jale Arikan, Esme Madra, Ünal Silver gibi isimler de rol aliyor. Görüntü yönetmenligini Norayr Kasper'in üstlendigi filmin resmi web sitesine buradan ulasabilirsiniz.

Üç farkli hayatin kesismesi olarak tanimlayabilecegimiz "Zenne Dancer", son dönemlerde çikan filmler arasinda oldukça umut vaat edici görünüyor. Istanbul'u ziyarete gelmis Daniel, bir kulüpte Zenne olan (erkek dansöz) Can ve tutucu bir adam olan Ahmet'in öykülerini anlatan yapim, seyredilmesi gereken etkileyici bir drama.
Bu yazi queennothing tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Son dönem Türk Sinemasi'nin önemli isimlerinden Çagan Irmak tarafindan çekilen sinema filmi "Dedemin Insanlari", 2011 senesinde gösterime girdi. Usta aktör Çetin Tekindor, aktris ve sarkici Hümeyra, Yigit Özsener, Zafer Algöz, Gökçe Bahadir, Sacide Tasaner, Mert Firat, Ezgi Mola ve Mehmet Ali Kaptanlar'in birlikte rol aldiklari film, SIYAD Ödülleri'ne de En Iyi Yönetmen dalinda aday gösterildi.Senaryosu yine Irmak tarafindan yazilan filmin resmi web sitesine buradan erisebilirsiniz.

Ozan, ailesiyle deniz kentinde yasayan küçük bir çocuktur. Köklerinin Girit'e dayandigi ve zamaninda dedesinin göç etmek zorunda kaldigi gerçegini kendinde reddeden küçük çocuk, durumu kendisine oynanan tatli bir oyunla kabullenmeye baslayacaktir.
ilgili yazilar
Bu yazi queennothing tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Edebiyat aleminin gülen yüzü Laurence Sterne'nin yaklasik 3 asir evvel yazdigi "The Life and Opinions of Tristram Shandy, Gentleman" adi romandan uyarlanan sinema filmi "Tristram Shandy: A Cock and Bull Story", 2005 yilinda gösterime girdi. Yönetmenligini "24 Hour Party People"den tanidigimiz Ingiliz yönetmen Michael Winterbottom'un yaptigi filmde Ingiliz aktör Steve Coogan, Jeremy Northam, Rob Brydon, Shirley Henderson ve Keeley Hawes rol aliyor. Istanbul Uluslararasi Film Festivali'nde En Iyi Yabanci Film Ödülü'ne sahip olan yapim, 3 Milyon Euro ile çekildi. Orjinal süresi 94 dakika olan film, tipki uyarlandigi kitap gibi absürd bir sekilde ilerliyor.
Tristram Shandy'nin hayatinin anlatilacagi, ancak Toby Amca'nin maceralarindan bir türlü firsat bulunamayan film, tipki kitapta Sterne'nin de yaptigi gibi çekim sürecini de içeriyor.
Bu yazi queennothing tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.



Bu yazi Melrajas tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Yönetmen:Krzysztof Kieslowski
“kisa” bir film aski anlatmaya yeter mi…
Önceleri bir dürbün, sonra ise çaldigi bir teleskopla gözetliyordu Tomek (Olaf Lubaszenko) karsi dairesindeki Magda'(Grazyna Szapolowska)yi.. Aslinda gözetlemekten çok yeni bir dünya kurmustu kendi kendine, sanki elini uzatsa dokunacak ama ayni zamanda ürkek endiseli. Ya dokundugu anda cam bir biblo hassasliginda kirilirsa her sey?Hitchcock’un Karsi Pencere'sinin aksine Tomek’in gözetlemesi yalnizca bir merak degil bir koruyuculuk da içeriyor aslinda…
Ne kadar gerçektir ask? Ya da ne kadar elle dokunulur gözle görülür? Yalnizca bir tutku ya da saplanti mi ya da merak? Magda’nin da sorguladigi buydu aslinda Tomek’i fark ettigi zaman:
“ne istiyorsun, sevismek mi-öpmek mi?” diye sordu,
“hiç” dedi Tomek sadece … “seni gerçekten seviyorum”

Insanlar o ana kadar yasadiklarini referans alirlar hayatlarinda. Magda’nin da anlayamamasi bundan tabii ki, öyle ya da böyle çikar iliskileriyle dolu olan dünyada Tomek gibi biri gerçekten var olabilir miydi yoksa sadece çocuksu bir ilk ask miydi onunki? Oysa Magda’ya dokunmak bile hayallerinin ötesindeydi Tomek için, cinselligin o kadar ötesindeydi ki hisleri Magda’nin yalnizca sex ile bagdastirarak “iste bu kadar – ask bu” demesi altüst etti onu…
Çogu zaman siradanlasir bazi seyler ve ancak kaybedilince farkina varilir degeri. Magda da Tomek’in gerçekliginin farkina vardi kaybettigi anda, artik ne karsi penceresinden onu gözetleyen biri vardi ne her sabah sirf onu görebilmek için 8:30'da kalkan biri ve hatta ona gelen mektuplari saklayan biri vardi artik, o an fark etti ki aslinda yalniz olan kendisiydi çünkü Tomek yalniz olmadi hiçbir zaman. Elini uzatamasa da her zaman Magda vardi aklinda hayalinde hatta teleskopunun ucunda..
Ne kadar farkli ve garip duygulardi bunlar Magda için, ama ask da böyle birsey degil mi zaten? Ask olaganüstü haller bütünü degil mi? Ama rastlamanin zorlugu kadar farkindaligin önemi de yok mu? Çünkü zaman kum saati gibi degil ki tekrar tekrar çevirip kum tanelerinin akisini izleyelim…Ask yalnizca bir fikir mi, her defasinda gerçeklestirebildigimizi sandigimiz bir fikir- Mungan’in da dedigi gibi- yoksa bunlar hayalkirikliklariyla bezenmis umutsuzluk anlarinin verdigi sözler mi?
Tabii ki ask yalnizca bir fikir degil çünkü ask insanin kendi içinde var olur.
ama insanlarin karakterlerini varoluslarindan gelen özellikleri-yetenekleri ya da fiziksel görüntüleri degil hayatta yaptiklari tercihler belirler.
Hayatimiz ne kadar film seridi gibi geçse de gözümüzün önünden, sonradan o seridi kesip biçme sansimiz yok, önemli olan o film çekilirken kendi filmimizi kendimiz yönetmemiz bir daha geri saramayacagimizin farkinda olarak.
Aslinda kum tanelerinin arasina karismak bizim elimizde…
Bu yazi bkb tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.


Basil, hayata karsi yenilmeyi kabullenmis, mutsuz ve bikkin bir yazardir. Kendisine miras kalan maden ocagini isletmek için Girit'e giden genç adam, burda kendisinin tam aksi niteliklere sahip bir hayat asigi olan Alexis Zorba ile tanisir ve hayati degisir.
Bu yazi elizabethtaylor tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Michael Haneke, 23 Mart 1942 senesinde Almanya, Münih'te dünyaya geldi. Aktör ve yönetmen Fritz Haneke ile aktris Beatrix von Degenschild'in ogullari olan Haneke, Viyana Üniversitesi'nde felsefe ve psikoloji okudu. 1967 ile 1970 tarihleri arasinda Südwestrundfunk'ta çalisan Haneke, oyunculuk ve yönetmenlikle yakindan ilgiliydi. Ilk yönetmenlik deneyimini 1974 senesinde "After Liverpool" adli TV filmiyle kazanan Michael Haneke, Hildegard Schmahl ile Dieter Kirchlechner'in rol aldiklari bu 90 dakikalik yapimi Bati Almanya'da çekti. 1976 senesinde ikinci TV filmi "Sperrmüll"ü çeken Haneke, ayni sene Ingeborg Bachmann'in hikayesinden uyarladigi "Drei Wege zum See"yi çekti. 1979 senesinde "Lemminge, Teil 1 Arkadien" ile devami olan "Lemminge, Teil 2 Verletzungen"i çeken yönetmen, 1983 senesinde senaryosunu kendi yazdigi "Variation"u çekti. Iki sene sonra Peter Rosei'nin kitabindan uyarladigi "Wer war Edgar Allan?"i yöneten Haneke, 1986 senesinde yine TV için "Fräulein"i çekti. Angelica Domröse, Lou Castel ve Bob Anderson'un rol aldiklari bu film, 108 dakika ve siyah-beyazdi.
Bir röportajinda, en basarili buldugu yönetmenin Abbas Kiarostami oldugunu söyleyen Haneke, 1989 senesinde ilk sinema filmi olan "Der siebente Kontinent"i çekti. Birgit Doll, Dieter Berner ve Leni Tanzer'in rol aldiklari ve Ingilizce'ye "The Seventh Continent" olarak çevrilen film, Locarno Uluslararasi Film Festivali'nde ödül kazandi.

1991 senesinde yine TV için "Nachruf für einen Mörder" adli yapimi yöneten Haneke, 1992 senesinde "Der siebente Kontinent"in devami ve ayni zamanda en iyi filmlerinden biri olan "Benny's Video"yu çekti. Arno Frisch, Angela Winkler ve Ulrich Mühe'nin rol aldiklari gerilim filmi, Avrupa Film Ödülleri'nde FIPRESCI Ödülü kazandi. 1994 senesinde yine bir TV filmi olan "Die Rebellion"u yöneten Haneke, 1994 senesinde "Benny's Video"nun devami olan "71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls"i yönetti. Orjinal süresi 100 dakika olan yapimda Gabriel Cosmin Urdes, Lukas Miko, Otto Grünmandl gibi isimler rol aldi.
Sene 1995'te 41 yönetmenle birlikte 88 dakikalik "Lumière et compagnie" adli belgesel filmi çeken usta yönetmen, 1997 senesinde Kafka'nin kitabindan uyarlanan "Das Schloß"i yönetti. 1997 senesinde izleyenleri derinden sarsan "Funny Games"i çeken Haneke, Cannes Film Festivali'nde Altin Palmiye adayi oldu.
2000 senesinde Juliette Binoche'nin rol aldigi "Code inconnu: Récit incomplet de divers voyages"i yöneten Haneke, Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'ne layik bulunurken Altin Palmiye'ye de aday gösterildi.

Filmlerini 'rahatsizlik verici' olarak tanimlayan yönetmen, 2001 senesinde Isabelle Huppert'in basrolünde yer aldigi "La pianiste"yi çekti. Elfriede Jelinek 'in eserinden uyarlanan film BAFTA'ya aday gösterilirken Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü, En Iyi Kadin Oyuncu Ödülü ve En Iyi Erkek Oyuncu Ödülü kazandi.
2003 senesinde yine Huppert'in basrolünde yer aldigi "Le temps du loup"u çeken yönetmen, 2005'te "Caché"yi yönetti. Daniel Auteuil, Juliette Binoche ve Maurice Bénichou'nun rol aldiklari film, Haneke'nin en iyilerinden biri oldu.
Sene 2007 oldugunda "Funny Games" adli yapimini bir de Hollywood oyunculariyla çeken yönetmen "Funny Games U.S." adini verdigi bu eseriyle elestirileri üzerine topladi. Naomi Watts, Tim Roth, Michael Pitt, Devon Gearhart ve Brady Corbet'in rol aldiklari bu film, Haneke'nin takipçileri tarafindan da olumsuz elestiri aldi.
2009 senesinde "Das weiße Band - Eine deutsche Kindergeschichte" adli yapimi yöneten Haneke, iki dalda Oscar adayi olan bu eseriyle Cannes Film Festivali'nde üç ödül birden kazandi. 2012 senesinde yine Isabelle Huppert'in rol alacagi "Amour" adli yapimi çekmeye hazirlanan Michael Haneke, sinemaya kendi tarzini kazandirmis ve onlarca yönetmene ilham vermis basarili bir yönetmendir.

Bu yazi queennothing tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Avusturyali yönetmen Michael Haneke'yi "Funny Games", "The Seventh Continent", "Caché" gibi yapimlardan biliyoruz. 2003 senesinde "Le temps du loup"u (Kurdun Günü) çeken yönetmen, Sitges - Catalonian Uluslararasi Film Festivali'nde iki ödül kazandi. Basrolünde Fransiz aktris Isabelle Huppert'in rol aldigi filmde yine Fransiz aktris Béatrice Dalle ve Fransiz sinemaci Patrice Chéreau da rol aliyor. Orjinal süresi 113 dakika olan film, Avusturya'da çekildi.

Anne, kocasi ve iki çocuguyla birlikte kir evine gelmistir. Ancak ortada bir durum vardir; kiyamet sonrasi atmosferine giren çevre, aileyi büyük bir felakete sürükler. Önce kocasini kaybeden Anne, iki çocuguyla beraber yasam mücadelesine girisecektir.
Bu yazi elizabethtaylor tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Singin' In The Rain'i hatirlarsiniz. Sessiz sinemadan sesliye geçis dönemini anlatan ve içerisinde ince Hollywood göndermeleri bulunan yapim, 2011 yapimi "The Artist" ile oldukça benzesiyor. Fransiz sinemaci Michel Hazanavicius tarafindan yönetilen film, Cannes Film Festivali'nde Altin Palmiye adayi olurken, En Iyi Erkek Oyuncu dalinda ödül kazandi. Hollywood Film Festivali, Londra Film Festivali ve Avrupa Film Ödülleri'nde de çesitli adayliklari bulunan yapimda Fransiz aktör Jean Dujardin, Arjantin dogumlu aktris Bérénice Bejo, John Goodman, James Cromwell, Penelope Ann Miller, Malcolm McDowell, Ken Davitian, Ed Lauter ve Beth Grant gibi isimler rol aliyor. 12 Milyon Dolarlik bütçeyle Kaliforniya'da çekilen yapim, sinemaseverlerin muhakkak izlemesi gereken basarili bir komedi.

Dönemin sevilen aktörlerinden biri olan George Valentin, sinemanin devrimine tanik olur. Sessiz sinemadan sesli sinemaya geçen yapimcilar, Valentin'in bir anda sönmesine sebep olurlarken genç aktris Peppy Miller, daha da popüler olacaktir.
Bu yazi queennothing tarafindan sinepil.org adresli sitede yayimlanmak üzere yazilmistir. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.