Sitemize eklenmesini istediginiz bölüm, kategori veya kaldirilmasini istediginiz kisimlari yada yapilmasini istediginiz herhangi bir istegi lütfen iletisim bölümünden bize bildiriniz. Her ne amaçla olursa olsun fikirlerinize ihtiyacimiz var. Fikir olmayip farkli konularda (yardim, istek, sikayet) da bizimle iletisime geçiniz lütfen. Hertürlü elestiri ve yorumlarinizi bikmadan usanmadan bekliyoruz. Baska isimiz gücümüz yok:). Any Questions? please use "contact" link to send us e-mail. Batman team

Hayatin anlamini özgürlükte arayan kültür elestirmeni David Kepesh (Kingsley), cinsel arzularini cezbeden iyi huylu ögrencisi Consuela Castillo (Cruz) tarafindan trajik bir çikmaza sürüklenir...

New York’lu bir fotografçi olan Leon Kaufman (Bradley Cooper), sanat galerisi sahibi olan Susan Hoff (Brooke Shields)’in etkisiyle daha disli hale gelmektedir Bu sirada bir seri katille yollari kesisen Leon, insanligin karanlik tarafina sahit olmaya baslayacaktir...Geceleri metrolarda seri cinayetler isleyen Mahogany (Vinnie Jones), kurbanlarini korkunç sekilde parçalara ayirir. Leon’un Mahogany’yle olan ilgisi, kiz arkadasinin tüm korkularina ragmen onu metrolarin içine ve seytanin ta kendisine dogru çeker; Maya da onla berbaer bu karanliga sürüklenip gidecektir.

“Dinle Neyden”, 1798 Osmanli-Fransiz savasinin yaklastigi günlerde, Istanbul’da baris arayan bir avuç insanin çabalariyla, iki genç Saray mensubu arasinda yasanan duygusal iliskinin tanigi olan genç bir Mevlevi Dervisinin mistik dünyasini anlatiyor.
Mevlevihane defterlerini tutmakla görevli Dervis, ayni zamanda eski bir Osmanli Pasasi olan Nuri Dede efendinin hizmetindedir. Dede efendi ve onun eski dostu olan bazi Fransiz diplomatlar yaklasan harbi önlemeye çalismaktadir. Gayriresmi olarak sürdürülen bu çalisma, Sultan III.Selim’in kizkardesi Beyhan Sultan’a ait Sahilsaray’da gerçeklestirilmektedir.
Rahatsizlanan Dede efendiye, diplomatik müzakereler sirasinda eslik eden Saray Tabibi Halil ile Beyhan Sultan’in yardimcisi Gülnihal Kalfa arasinda bir yakinlik yasanmaktadir.
Dede efendiyle birlikte Sahilsaray’a gelen genç Dervisin defteri, tamamina tanik oldugu bu hikaye ile Hz.Mevlana’nin ögretisinden yansiyan satirlarin bir araya geldigi sayfalarla doludur...

Filmde aksiyon filmlerinde oynayan aktörlere egitim verilen dis dünyadan yalitilmis Dale Dyle egitim kampinda iki hafta kaldiktan sonra yeniden topluma dönen oyuncularin topluma dönüslerinden sonra karsilastiklari zorluklar ve bocalamalari komedi kaliplari içerisinde anlatiliyor. Savas filminde oynamaya baslayan aktörlerimiz, gerçek savasi andiran kosullar altinda kalinca egitim kampinda ögrendiklerine basvurmak zorunda kaliyor ve ortaya ‘film içinde film’ mantiginda isleyen eglenceli olaylar çikiyor.

Küçük bir kasabada yasayip, emegiyle varolmaya çalisan üç kisinin arasinda geçen tutkulu ve karmasa içeren acimasiz bir ask hikâyesi. Aydanur (Nurgül Yesilçay) hayatin ona sunduklariyla da pek yetinmiyor, ‘yirtmak’ istiyor. Mahmut ise (Murat Han) Aydanur ile karisi Songül (Tülin Özen) arasinda kaliyor. Ama belli ki Aydanur agir basiyor yüreginde. Ikisinin yolu böylece bir pavyonda kesisiyor. “Basimiza gelenler yaptigimiz seçimlerden mi, yoksa kaderimiz yüzünden mi?”
Üçlü bir ask üzerinden bir vicdanî hesaplasmayi anlatiyor “Vicdan”…

“Scary Movie”, “Date Movie”, “Epic Movie” ve “Meet the Spartans”in arkasindaki ekip, bu kez “Disaster Movie - Acaip Bi Film” ile bu kez felaket filmleriyle dalgalarini geçiyorlar.
“Disaster Movie - Acaip Bi Film”de, bilinen her türlü dogal felaketin -göktaslari, kasirgalar, depremler- yasandigi bir gecede hayatta kalmaya çabalayan 20’li yaslardaki bir grup gencin basina gelenler anlatilir. Kentteki felaketler birbirini izlerken bu büyük yikimi durdurabilmek için bir dizi gizemli olayi çözmek zorunda kalirlar.
Hayat (14), babasi ve yatalak dedesi ile birlikte, nefes kesici güzellikteki Istanbul Bogazi'na açilan bir dere agzina kurulmus, derme çatma ahsap bir evde yasamaktadir. Bogaz, güzel oldugu kadar da karanlik ve tehlikelidir. Babasi ailenin hayatta kalmasini saglamak için küçük teknesiyle bu sularda balikçilik yaparken, bir taraftan da birtakim yasadisi islere girip çikar. Hayat, bu zorlu, sert ve acimasiz dünyaya dogmustur ama yasama siki sikiya sarilir. Dünyadaki adaletsizliklere karsi cesaretini, dayanikliligini ve umudunu yitirmez.

Vergi problemleri ve kizinin velâyet davasi ile mücadele ederken, aksiyon filmlerinin yildizi Jean Claude Van Damme huzuru ve sükûneti bulmak için dogdugu ülkeye geri dönecektir.

Konusu, Amerikan profesyonel futbol liginin henüz yeni kurulmaya baslandigi 1925 yilinda geçen filmin çekimleri Kuzey ve Güney Carolina’da gerçek mekanlarda yapiliyor.
George Clooney filmde takimini bar köselerinden kalabalik stadyumlara tasimaya kararli olan yakisikli ve girisken ruhlu futbol kahramani Dodge Connoly rolünü üstlendi. Takimin sponsorunu kaybetmesi üzerine futbol liginin çöküsün esigine geldigini gören Dodge, ünlü bir kolej futbolu yildizini kadroya katilmasi için ikna etmeyi basarir. Attigi bu son adimla can çekismekte olan futbol sporunun yeniden ülke gündemine tasinacagini ümit etmektedir.
Takima yeni katilan Carter Rutherford (John Krasinki), Amerika’nin harika çocuklarindan birisidir. Ayni zamanda 1. Dünya Savasinda Alman askerlerini tek basina geri çekilmeye zorlayan bir savas kahramani olarak söhret yapan Carter, futbol alanindaki esi benzeri görülmemis süratiyle ün yapmis yakisikli bir sporcudur.
Takima katilan yeni sampiyon her açidan mükemmel gibi görünmektedir ama çabuk alevlenen kisilik yapisina sahip kadin gazeteci Lexie Littleton (Renee Zellweger) hiç de öyle düsünmez. Daha önce büyük gazetelerde çalismis olan Lexie, Carter’in savas kahramanligi öyküsünde birtakim bosluklar oldugundan kuskulanmaktadir. Lexie bu bosluklari doldurmaya ve Carter’in sirrini ne yapip edip ögrenmeye kararlidir. Öte yandan iki takim arkadasi saha disinda birbirleriyle ciddi bir rekabete girmislerdir.
Yeni kurulmakta olan profesyonel futbol liginin, bildigi ve sevdigi özgürlük ortamindan çok uzaklasmaya basladigini gören Dodge, bir yandan takim elemanlarini bir arada tutmaya çalisirken bir yandan da hayallerinin kizinin gönlünü kazanmaya çalisir. Ask ile futbolun sasirtici sekilde birbirine benzedigini de kesfetmistir.

Ailesi bir komployla katledilmis DEA ajani Max Payne ve kardesinin öcünü almak isteyen eski suikastçi Mona Sax; New York sehrindeki seri cinayetleri çözmek için bir araya gelirler. Ünlü bilgisayar oyunundan uyarlanan filmde ikili, polis ve bazi insafsiz sirketlerin gözünde de av konumundadir.

Azili suçlularla tikabasa dolu bir hapishanenin yöneticileri, cezaevindeki mahkumlari birbirleriyle dövüsmeye zorlayarak, bol miktarda para kazanabilecekleri, tüyler ürpertici bir çesit gladyatör oyunu düzenlemeye karar verirler. Adrenalin yüklü, siddet arzusuyla yanip tutusan mahkumlarsa bir arenaya çikip birbirleriyle ölesiye mücadele etmeye dünden hazirdirlar.
Üç sampiyonluk kazanmis otomobil yarisçisi Jensen Ames (Jason Statham), vahsi kosullarin hüküm sürdügü bu dünyada hayatta kalmayi basarma konusunda bir uzman olup çikmistir. Eski bir dolandirici olan Ames, tam hayatini düzene koydugunu düsündügü bir anda islemedigi bir cinayet yüzünden hapse atilmistir.
Öldürülmesi imkansiz olarak kabul edilen mistik sürücü Frankenstein maskesini giymek zorunda birakilan Ames’in önüne, Cezaevi’nin despot yöneticisi (Joan Allen) tarafindan iki seçenek konulur: Gladyatör oyununa katilirsa özgürlügüne kavusabilecek, katilmazsa hücreye kapatilip orada çürümeye terk edilecektir.
Yüzü metalik bir maskeyle kapatilan Ames üç gün boyunca devam edecek son derece zorlu bir ölüm yarisinda hayatta kalmaya çalisir. Bu sürede özgürlügüne kavusabilmek için dünyanin en acimasiz mahkumlarina karsi ölümüne mücadele etmek zorundadir. Makineli tüfekler, alev makineleri ve el bombasi manciniklariyla donatilmis bir otomobil kullanan bu çaresiz adam, dünyanin en vahsi sporunu kazanabilmek için önüne çikan her engeli ve her kisiyi yok etmek zorundadir.

Adrienne çevresini saran çatismalar üzerinde düsünebilmeye çok ihtiyaç duydugu için, Rodanthe’de sükunet bulmaya gelir. Genç kadinin sikintilarinin kaynagi eve dönmesi için direten kocasi, ve verdigi her karardan nefret eden kizidir. Adrienne’in Rodanthe’ye varisindan çok kisa bir süre sonra, büyük bir firtinanin yaklasmakta oldugu bildirilir. O sirada Dr. Paul Flanner da (Richard Gere) kasabaya gelir. Motelin tek konugu olan Flanner bir haftasonu kaçisi için orada degildir. Onun amaci kendi vicdan hesaplasmasini yapmaktir. Simdi firtina da yaklasirken, bu ikili huzuru birbirlerinde ararlar. Bu büyülü haftasonu Adrienne ile Paul’un hayatlarinin kalanina yansiyacak, hayatlarini degistirecek bir aski beraberinde getirir.


Radyo programcisi Dr. Emma Lloyd ile yayinci nisanlisi Michael, New York’ta evlilik belgesi almanin sürücü ehliyeti almaktan daha kolay oldugunu düsünmektedirler. Sonuçta bu isin herhangi bir elemesi ya da sinavi yoktur. Ikisi de 18 yasininin üstünde ve akraba olmadigi sürece sorun yok diye düsünürler. Evlenmek için yapmalari gereken, belediyeye beraber gitmek, gerekli belgeleri hazirlayarak imzalari atmaktir. Emma bir radyo yayini sirasinda dinleyicilerine, her zamanki gibi, gelisigüzel ask reçeteleri dagitirken Patrick Sullivan adli itfaiyecinin ask hayatina öldürücü bir darbe indirir. Bu çok bilinçli olmayan ama yine de kötü niyetli davranisin altinda kalmak istemeyen ve buna bir cevap vermek isteyen Patrick de okudugu gazeteden Emma’nin evlenmek üzere oldugunu ögrenince kusursuz ve unutulmaz bir intikam plani tasarlar ve uygular.

Fanatik bir Fenerbahçe taraftari olan Ugur, bir ilaç mümessilidir. Gündelik hayatinda gayet sakin bir kisiligi varken söz konusu futbol oldugunda bambaska bir adam olmaktadir. Kazanma arzusu ve totemler onu diger fanatiklerden ayiran en büyük özelligidir. Annesi ve kiz kardesiyle birlikte yasayan Ugur, annesinin evlenme baskisindan sikilmistir. Söz konusu evlilik oldugunda Pinar da ayni baskiyi annesinden görmektedir. Trafik kazasi sonucu tesadüfen Pinar ile Ugur tanisirlar. Bu tanisma hem Ugur’un ve hem de Pinar’in hayatinda köklü degisikliklere neden olacaktir.

Bir göz doktorunun normal bir tempoda akan yasami, gözlerinin birdenbire kör oldugu sikayeti ile basvuran bir hastasi tarafindan alt üst olur. Körlük bu göz doktoruna da bulasir. Nedeni bilinmeyen bir sekilde tüm kent halkinda görülmeye baslanan bu olagandisi körlük yalnizca doktorun esinde rastlanmaz. Olan biteni canli olarak gören doktorun esi, yasanilan kaos ortaminda kendisini ve ailesini kurtarmaya çalisir.

Görme özürlülerden olusan bir futbol takimi,Atina'daki olimpiyatlara gitmek için var gücüyle mücadele eder.Çalismalari ve gayretleri,çingirakli bir topun pesinden kosan 11 adamin inançla her seyi basarabilecegini göstermektedir.

Devlet Baskani Cemal Gürsel tümüyle yerli üretim bir otomobil yapilmasini emreder ve görevin TCDD isletmesine verildigi bildirilir. O gün orada bulunan 23 mühendis bu emri 'Türk insaninin makûs talihine karsi bir meydan okuma' olarak algilarlar. En küçük bir tereddüt ya da endise sergilenmeksizin derhal ise baslanir. Çalisma mekani olarak Devlet Demiryollari'nin Eskisehir'deki Cer Atölyesi seçilir. Zaman müthis dardir. Cumhuriyet Bayrami' na kadar yalnizca 130 günü vardir ekibin. Türkiye’nin ilk yerli otomobili olacak eserin adi da konmustur: “Devrim”.


Parisli dansçi Pierre'in ciddi bir hastaligi vardir ve yakinda ölecegine inanmaktadir.Bu yeni durum nedeniyle,etrafina ve tüm tanidiklarina artik farkli bir gözle bakar:Kiz kardesi Elise,bir mimar,kaçak bir göçmen,bir firinci ve tabii ki Paris...Karsisina kim çikarsa çiksin,o da onlarla hayatin derinlerine dalar;Paris'i,hayat sevgisini ve ölümü yeniden kesfeder.

Nesiller boyu New York'ta polislik yapan bir aileyi ele konu alan bu dramada Ray Tierney, kendi kayinbiraderi olan Jimmy Egan'in içinde bulundugu bir yolsuzluk skandalini açiga çikarinca ailenin deger yargilari sorgulanmaya baslar. Ray için açilan Pandora'nin kutusu, sadece kendi ailelerini degil bütün New York polis teskilatini ayaklandiracak bilgiler içermektedir.

Filmde Lina ve Doon adli iki çocugun öyküsü anlatilir. Onlar, gökyüzünün her zaman karanlik oldugu, günesin dogmadigi Ember kentinde yasarlar. Bu yüzden kentteki sokak lambalari ve evlerdeki isiklar sürekli yanmaktadir. Ember kentinin enerji kaynaklarinin tükenmeye baslamasiyla birlikte lambalar da titreserek sönmeye yüz tutar. Bunun üzerine iki kardes, Ember kentinin kurulusundan beri var olan gizemi çözmek ve insanlara gün isigini saglamak için çareler aramaya baslarlar.

Türkiye’nin bagimsizligi için binlerce insanin sehit düstügü, genç-yasli, kadin-erkek demeden düsmana karsi tek vücut direndigi Kurtulus Savasi’nin son taniklari, Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan’in günlük yasamlari ve savas yillarina dair anilari SON BULUSMA’da gözler önüne seriliyor. Çorumlu Gazi Ömer Dede, önce Anitkabir’i ardindan son kalan diger iki gazi, Yakup Satar ve Veysel Turan’i ziyaret ediyor, savas yillarina dair anilarini paylasip birbirleriyle helallesiyorlar. Tarihe tanikliklarini kendi agizlarindan dinledigimiz bu üç kahraman gazi, gerçek sinema türündeki belgesel yapim ile ölümsüzlesiyor.


Popüler TESTERE / SAW serisinin besinci bölümünde kriminal uzman Hoffman (Mandylor) Jigsaw efsanesini yasatacak hayatta kalan son kisidir. Ancak tehdit sözkonusu oldugunda sirrinin açiga çikmamasi için herseyi göze alarak tüm tehlikleri ortadan kaldirmak zorundadir.


Küçük zaaflarin büyük yalanlara dönüserek parçaladigi bir ailenin gerçegi örtbas ederek her seye ragmen bir arada kalma çabasi. Altindan kalkamayacagi acilara ya da sorumluluklara maruz kalmamak adinagerçegi bilmek istememek, onu görmemek, duymamak, hakkinda konusmamak ya da günümüz tabiriyle “Üç Maymun”u oynamak, onun varoldugu gerçegini ortadan kaldirir mi?

10 Kasim 2008, Atatürk’ün ölümünün 70. yildönümü. Türkiye 70 yilda Ata’si için dört basi mamur bir film yapamadi. Yapilan belgeseller, Türkiye ölçegiyle sinirli, belli bir dönemle kisitli ve resmi bir dilde tutsak kaldi. Selânik’ten Dolmabahçe’ye kadar hayatini basindan sonuna mercek altina alan, onu sablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlariyla anlatan bir filmin eksikligi hep hissedildi. Mustafa, iste bu ihtiyaca cevaben hazirlandi.
Kurtulus Savasi sonrasi Hatay, anayurt disinda kalmis ve hangi ülkeye katilacagini kendisi seçmesi istenmistir. Bu süreç içinde bir Fransiz elçisi Atatürk ile görüsme talep eder. Teklifi kabul edilir. Elçi Atatürk'ün odasina girer...

Joe (Nicolas Cage), Surat adli acimasiz suç patronunun dört düsmanini öldürmek üzere Tayland’in baskenti Bangkok’a iner. Bu ülkeyi hiç tanimadigi için kendisine yardim etmesi ve yol göstermesi için Kong (Shahkrit Yamnarm) adli bir dolandiriciyla anlasma yapar. Isini tamamladiktan sonra onu da öldürüp bütün izleri yok etmeyi planlamaktadir.
Isin tuhafi, tam bir yalniz kurt olan Joe kendisini bu genç adama akil hocaligi yaparken bulacak, bu arada yerel bir dükkanda çalisan sagir ve dilsiz bir kiza adim adim asik olacaktir. Bangkok kentinin sarhos edici güzelliklerinde ilerlemeye çalisan Joe kendi varolusunu sorgulamaya baslar. Surat’in katliam zamaninin geldigini düsündügü sirada Joe artik degismis, bambaska birisi olmustur.
Los Angeles’ta Amerika Birlesik Devletleri vatandasligini elde etmek için mücadele veren farkli uluslardan göçmenler üzerine çok karakterli bir film

Andreas Baader,Ulrike Meinhof ve Gudrun Ensslin'in basi çektigi Kizil Ordu Fraksiyonu bombalama ve adam kaçirma eylemleriyle 70'lerin Almanyasinda adeta terör estirmektedir.Kendilerini terörist olarak görmeyen,gerilla hatta devrimci olarak tanimlayan ve daha iyi bir toplum için savastigina inanan grup,kanli eylemleriyle kendi insanliklarini da kaybetmektedir.Onlari en iyi anlayan kisi,peslerindeki Alman polisinin basi Horst Herold'dir.Herold;Baader,Meinhof ve Ensslin'i yakalamayi basarsa bile bunun buzdaginin görünen taraf oldugunu bilir.

Weachter ailesinin dramatik hikayesini anlatan film, ayni zamanda yönetmeninin de yari otobiyografik öyküsünün altini çiziyor. Weachter ailesinin ask, fedakarlik ve entrika dolu hayatlari karsilastiklari trajik bir olayla iyice içinden çikilamayacak bir hal alir.

Filmde,çevresi tarafindan çok sevilen bir insan olan Bertham Pincus'un ilginç öyküsü anlatiliyor.Pincus günün birinde ölür,ancak bu ölüm sadece yedi dakika sürer ve aniden kendine gelir.Öbür tarafta geçirdigi yedi dakika sonrasinda bir yetenek kazanmistir,artik etrafindaki tüm hayaletleri,daha önce ölen herkesi görebilmektedir ve hepsinin ondan bir ricasi vardir...

Serinin besinci filminde Tepenin Gözleri, Amerikan Büyüsü, Telefondaki Yabanci ve Da Vinci Sifresi gibi filmler ti'ye aliniyor...


Nekrüt adli gezegenin yönetim konseyi, gezegenin adinin tersten okundugunda Türken oldugunu fark edince, özel bir ekibi dünya gezegeninde Türkiye'ye gönderme karari alir. Üç kisiden ve bir çocuktan olusan ekibin basindan, Türkiye'ye ayak bastigi ilk andan itibaren olmadik olaylar geçer. Olaylarin kendi içinde komik akisi sona dogru, Nekrütlülerin yasadiklari gezegende bilmedikleri duygulari ögrenmeleri ile sonuçlanir: Sevgi, aile ve fedakârlik...
Jules ve Mel kiz arkaadaslariyla gittikleri bir hafta sonu tatilinden dönmektedirler. Havalaninda bes parasiz ve sirilsiklam gece yarisi kalakalirlar.. Evlerine güvenli bir sekilde varabileceklerini düsünerek havaalaninin otobüsüne binerler. Otobüsün soförü oldukça iyi ve yardimci olmaya çalisan bir adamdir. Fakat eve dönüs yolunda diger yolcular gibi Mel ve Jules’da kendilerini gittikçe daha karanliklasan ve derinlesen bir korku tüneli içinde bulurlar... Yapmalari gereken ise hayatta kalmaya çalismaktir...


Çok güzel, akilli ve dikbasli Alexis, Dustin’in hayallerindeki kadindir. Ancak birkaç haftalik flört döneminin ardindan ask sarhosu Dustin’in gözü açilmaya baslar. Alexis’in iliskiyi sürekli olarak yavaslattigini anlama noktasina gelmistir. Kadini gerçekten kazanabilmek için çaresizlik içinde en iyi arkadasi Tank’in yardimina basvurur. Kendisini “geri tepme uzmani” olarak tanimlayan Tank, kadinlari önce bastan çikartip sonra adeta delirterek onlardan ayrilma konusunda ustadir.
Sevgilisi tarafindan bir kenara firlatilmis erkeklerle sözlesme yapar, onlarin eski-sevgilileriyle iliski baslatarak o kadinlara hayatlarinin en berbat iliskisini yasatir. Öyle igrenç bir deneyim yasatir ki, onunla iliski kuran kadinlar en kisa sürede eski sevgililerine geri dönüs yollari aramaya baslar.
Ancak sihirli degnegini Alexis üzerinde denemeye kalkisan Tank, hayatinin en büyük sinaviyla karsi karsiya kalir. Alexis onun blöfünü görebilen ilk kizdir. Alexis’in zekasi karsisinda saskina dönen Tank, en iyi arkadasi Dustin’e duydugu sadakat ile onun kiz arkadasina hissettigi tuhaf çekim duygusu arasinda bocalamaya baslarken iki arada bir derede kalacaktir.

Stan bir dolandiricidir.Bir gün is üstündeyken polisler tarafindan yakalanir ve 1 veya 3 yil arasi hapis cezasi alir ama hapise 6 ay sonra gidecektir. Stan hapisanede tecavüze ugrama korkusu yasar . Bunun için bu 6 ayi iyi degerlendirir ve Usta adli bir kisiyle tanisir.Geçen bu 6 ayda stan bütün kung fu tekniklerini ögrenir ve hapishaneye gider .Ve bundan sonra hapishanede girgir samata baslar.

Sevdigi kadin Vesper tarafindan ihanete ugrayan 007, içinden gelen dürtüye karsi koyarak son görevini kisisellestirmemeye çalisir. Kararlilikla dogruyu ortaya çikarmaya çalisirken Bond ve M , Mr White’i sorguya çekerek, Vesper’a santaj yapan, kimsenin tahmin edemeyecegi kadar karmasik ve tehlikeli bir sebekeyi ortaya çikarirlar.
Adli bilgiler Mi6 ’ya ihanet eden bir kisi ve Haiti’de bir banka hesabi arasinda bir iliskiyi ortaya koyar ve baskasiyla karisan kimligi, Bond’un burada kendi kan davasi için çalisan güzel fakat alingan kadin Camille ile tanismasini saglar. Camille, Bond’u dogruca gizemli bir organizasyonun basindaki nereden geldigi belirsiz is adami Dominic Greene’e götürür.
Görevi nedeniyle Avusturya, Italya ve Güney Amerika’ya giden Bond, Greene’in dünyanin en önemli dogal kaynaklarindan birinin tüm kontrolünü ele geçirmek için sürgündeki General Medrano ile anlasma yaptigini öne sürerek komplo düzenledigini ortaya çikarir. Greene, organizasyondaki ortaklarini, CIA ve Ingiliz hükümetindeki güçlü kontaklarini kullanarak, General’e görünürde verimsiz olan bir bölgeyi almak karsiliginda Latin Amerika’daki rejimi yikacagina ve kontrolü ona verecegine dair söz verir.
Ihanet ve yalan ortaminda Bond gerçegi ortaya çikarmak için eski dostlari ile güçlerini birlestirir. 007, Vesper’in ihanetinden sorumlu olan kisiyi bulmaya yaklastikça Greene’nin tehditkar planini ortaya çikarmak ve organizasyonunu durdurmak için, CIA’in, teröristlerin ve hatta M’in bir adim önünde olmak zorundadir.

Bütün hayatini bir mucize bekleyerek geçiren Fikri Semsigil, sonunda bu mucizeyi yasar ve ‘Günesin Oglu’ oldugunu ögrenir. Fakat yasadigi mucize, düsündügünün aksine Fikri Bey’in hayatini alt üst eder. Fikri Bey’in ruhu artik, çevresindeki insanlarin bedenlerine girip çikmaktadir. Ve sonunda Fikri Bey, bu kez, yillarca bekledigi mucizeden kurtulmak için, gerçeklerin pesine düsmek zorunda oldugunu anlar. Olaylar çigirindan çikmistir. Peki, karsi apartmandaki komsusu dünyalar güzeli kiz ne olacaktir?

Alper 30lu yaslarda, gurme sayilacak düzeyde yemek kültürü olan kendi restoraninin sahibi iyi bir asçidir. Lüks yasamayi seven, isinde basarili ama özel yasantisini her gün farkli kadinlarla birlikte olarak düzene koyamamis, hayatini; yaptigi yemekler, günübirlik iliskiler, parali kadinlar üçgeninde yasayan birisi iken; Hayatinin akisi, bir gün Beyoglu' nun arka sokaklarinda, aradigi eski plak için bir kitapçiya girmesiyle degisir.
Ada 20' li yaslarinin sonlarinda, güzel, çocuk kostümleri tasarlayip diken, Alper' in modern yasaminin aksine çok mütevazi, hayatta fazla inisleri çikislari olmayan genç bir kadindir. Bir gün eski bir kitabi bulabilmek için Beyoglu' nda dolasirken Alper ile ayni kitapçiya girer. Çapkin bir adam olan Alper, Ada' nin güzelliginden etkilenir ve Ada' yi takip etmeye baslar. Ada' nin aradigi kitabi bulmustur. ilk sayfasina telefon numarasini yazar. Ada' nin isyerine kadar devam eden takip, Alper' in tanisma bahanesiyle aldigi kitabi Ada' ya vermesiyle son bulur. Ada ve Alper' in yasamlarinda ilk defa karsilastiklari tutkulu askin ilk sinyalleri bu kitapla baslar. Alper kopamadigi özgür hayatinin içersinde Ada' ya yer açmaya çalistikça, yasaminin daraldigini fark eder. Aski ve özgürlügü arasinda kalan Alper' in sessiz çigliklarini duyamayan Ada, kendini askin rüzgârina kaptirmistir bir kere; Ve yasam bir kere daha ask oyununun perdelerini Ada ve Alper için açacaktir.
Issiz Adam, modern hayatin yalnizlastirdigi insanlari anlatan, yemekler, anneler, eski sarkilar ve ask üzerine bir film.


Filmde, ülkenin askeri cunta ile yönetildigi bir dönemde hapse atilan savci Yusuf

ispanyaya tatile gelmis iki kiz arkadas vicky ve cristina,burada tanistiklari bir ressamla yakinlasmaya baslarlar. isin içine bir de ressamin eski karisi maria girince ask üçgeni daha karmasik bir hal alacaktir.

Genç bir TV muhabiri olan Angela ile haber kameramani Pablo, itfaiyecileri konu edinen bir program hazirlamaktadirlar. Oldukça sikici geçen program bir telefonun gelmesiyle hareketlilik kazanir. Yasli bir kadinin geçirdigi ev kazasi ile ilgili gelen bu ihbar üzerine Angela ve Pablo itfaiyecilerin pesine takilir. Kadinin evine varan ekip, evin içinden korkunç çigliklar duyarlar. Bundan sonrasi hafizalardan çikmayacak bir kabustur.

Son yillarin en iyi mafya filmi olan Gomorra, Napolili mafya benzeri bir örgüt olan Camarro'yla ugrasacak kadar cesur oldugu için ülkesi Italya'da bir kahraman kabul edilen Roberto Saviano'nun kitabindan uyarlanmis. Gomorra, bu zalim ve yozlasmis dünyada, binlerce cinayet ve sayisiz suçun sorumlusu Camorra hesabina çalisan bes adamin öyküsünü birbirine baglayan vahsi ve epik bir film. Inandirici, büyüleyici ve ürkütücü bir tarzda çekilen Gomorra, bu kanli örgütün içyüzünün yani sira Italya'da moda, çöp toplama ve uyusturucu trafigi gibi çesitli is kollarinin disinda siyaset ve finans sektörünün pislige ne kadar bulastigini da gösteriyor.

“High School Musical 3: Senior Year”da lise son sinif ögrencileri Troy ile Gabriella’yi farkli üniversitelere gidecekleri için ayriligin esigine gelmis buluruz. Wildcats grubunun diger üyelerinin de katilimiyla deneyimlerini, gelecekle ilgili umut ve korkularini yansitan bir bahar müzikali sahneye koyarlar. Yepyeni müziklerin ve beyaz perde için tasarlanmis heyecan verici dans sahnelerinin yer aldigi serinin 3.filmi, East High’in en yetenekli grubundan bol miktarda yüksek enerjili eglence sunuyor.

Çok da uzak olmayan bir gelecekte, 2056 yilinda, salgin bir hastalik yüzünden tüm dünyadaki insanlar organlarindaki bozukluklar nedeniyle perisandirlar. Bu trajik ortamda bir kurtarici gibi ortaya çikan GeneCo adli bio-teknoloji sirketi belli bir ücret karsiliginda organ nakilleri yapar. Ancak ödemelerini aksatanlardan organlari geri almak isteyen sirketin adami “Repo Man” bu kisileri yakalamak için her an avcilik yapmaktadir. Ameliyat ve agri kesici ilaç bagimlilarinin yasadigi ve cinayetin yasalar tarafindan da onaylandigi bir dünyada, genç bir kiz da kendi ender hastaliginin tedavisini ve ailesinin gizemli geçmisi hakkinda bilgi bulmaya çalismaktadir. GeneCo’nun avcilik yaptigi dünyada yapayalniz olan kizin aradigi yanitlara ulasabilecegi tek yer, herkes tarafindan çilginca beklenen görkemli organizasyon “The Genetic Opera”dir.

“W” hayatini kendi kisisel seytanlariyla mücadele ederek geçiren, babasinin gölgesinde kalmamak için mücadele veren George W. Bush’un öyküsünü anlatiyor. 40 yasina kadar hatadan hataya kostu, 40 yasina gelince Tanri’yi buldu ve inanilmaz bir dönüsüm geçirdi. Bu dönüsüm onu Beyaz Saray’a yönlendirdi. Tipki kendisinden önce ABD Baskani olan babasi gibi
'H' leri söyleyemedigi için 'H' ile baslayan iskenceden geçirerek öldüren trakyali bir seri katilin maceralari

Alex Fayard çok basarili bir gerilim polisiye yazaridir. Son kitabinin çikisi ile ilgili olarak Japonya’ya davet edilmistir. Bir aksam Tamao adinda bir geisa ile karsilasir. Tamao Alex’le beraber geçirdigi zaman içersinde kendisine en derin korkularindan bahseder. Eski erkek arkadasi olan basarili Japon gerilim roman yazari Shundei Oe, kendisini öldürmekle tehdit etmektedir.
Alex Fayard Oe romanlarina olan hayranligindan, Oe’yi çok iyi tahlil edebilmektedir, dolayisiyla Tamao’ya yardim edebilecegini düsünmektedir. Alex’in seyahati hayal ve gerçegin birbirine girmis karmasik ve gerilim dolu bir arastirmaya dönüsür.

Film, 1888 yilinda basak tarlasinda kosan ve sonra Atatürk oldugu anlasilan çocugun bir agaca tirmanip , kafesteki bülbülü alirken kafasinin üzerine düsmesiyle basliyor. Ardindan filmin kararmasi ile 2007 yilina geliniyor. Filmde Atatürk’ün hiç lider olmamasi, Kurtulus Savasi’nin yapilmamasiyla cumhuriyet degil Osmanli Cumhuriyeti’nin günümüze uyarlanmis devami anlatiliyor. Türkiye Cumhuriyeti yerine Osmanli Cumhuriyeti’nin devam etmesi, ülkede yabancilarin topraklari paylasmasi, Ankara’nin baskent olmamasi, padisahin olmasi, hükümetin AB yanlisi olmasi, tabelalarin, plakalarin hem Türkçe, hem Arapça olmasi, padisahin sürgüne gönderilmesi, padisahin kaftaninin altinda takim elbise olmasi gibi trajikomik hikayeler ve ayrintilar yer alacak. Filmin ikinci yarisinda ise Atatürk’ün var oldugu bir cumhuriyet anlatiliyor.

Filmde, Juilliard’daki ikinci yilinda sizofreniye yakalanan müzik dahisi Nathaniel Ayers’in, hastaliginin ilerlemesi üzerine evsiz barksiz kalarak Los Angeles sokaklarina düsmesinin ve hayatini keman ile çello çalarak sürdürmeye çalismasinin gerçek öyküsü anlatiliyor.

Genç bir TV muhabiri olan Angela ile haber kameramani Pablo, itfaiyecileri konu edinen bir program hazirlamaktadirlar. Oldukça sikici geçen program bir telefonun gelmesiyle hareketlilik kazanir. Yasli bir kadinin geçirdigi ev kazasi ile ilgili gelen bu ihbar üzerine Angela ve Pablo itfaiyecilerin pesine takilir. Kadinin evine varan ekip, evin içinden korkunç çigliklar duyarlar. Bundan sonrasi hafizalardan çikmayacak bir kabustur...

AROG, Bir Yontmatas filmi... Cem Yilmaz'in gise rekortmeni filmi GORA'nin devami olan AROG'ta bu kez Arif'in tas devrindeki maceralarini izleyecegiz...

New York hayvanat bahçesi sakinleri Aslan Alex, Zürafa Melman, Zebra Marty ve Hipopotam/ Suaygiri Gloria’nin maceralari “Madagascar 2” de ilk filmin sonunda kaldigi yerden devam ediyor. Ilk filmde kahramanlarimiz New York’tan Madagascar Adasi’na gelmisti. “Madagascar 2” ise kahramanlarimizin Afrika macerasini konu aliyor.

Basrollerini ünlü aktör Sean Penn, James Franco, Emile Hirch'in üstlendigi film, 1978'de öldürülen Amerikanin ilk gay haklari savunucusu, politikaci Harvey Milk'in hayatini konu aliyor.
Cezaevinden çikan Muro ile Çeto, devrimi köyden baslatmak üzere memleketlerine dönerler. Ilk planlari evlenip yuva kurmak, örnek birer devrimci olmaktir. Oysa köyde onlari bir sürpriz beklemektedir. Muhtar, Muro ile Çeto’yu hapisteyken iki Rus kadinla evlendirmistir. Muro ile Çeto’nun devrim ütopyasini gerçeklestirmeleri için; kadinlari bulup bosanmalari gerekmektedir. Bunun için Istanbul’a dönen Muro ile Çeto’nun basina gelmeyen kalmaz. Çözümlemesini asla yapamayacaklari bir örgütle karsi karsiya kalirlar

Seytanin Pabucu, ilerlemis yasina ragmen yasli ablasi Nebahat ile birlikte yasayan, zamanini kumarda ve altili ganyanda para kaybederek geçiren Burhan’in (Fatih Ürek) trajikomik hikayesini anlatiyor

1956’li yillar, soguk savasin en soguk yillari ve Macaristan politik açidan Sovyet imparatorlugunun hükümdarligi altinda. Ama Macaristan ayni zamanda bir süper güç, Milli su topu takimi yenilmezligini sürdürüyor. Komunist hareketler Macaristan halkinin günlük yasantilarinin üzerine kara bir bulut gibi çökerken, takimin yildiz atletleri ulusun patlayan kahramanlariydi. Onlar günümüz rock starlari gibi ceplerinde para singirtilari ve her birinin kolunda güzel bir kizla yasamaktaydilar.

Alti yasinda ikiz çocuklari olan bosanmis bir baba (Robin Williams) ile hovarda ruhlu is ortagi (John Travolta) bu iki çocugun bakimi ve sorumlulugu iki hafta boyunca üzerlerine kalinca çareyi ikizler ile birlikte bir yaz kampina katilmakta bulurlar. Yaz kampinin yöneticisi Barry (Matt Dillon) ikizlerle birlikte kampa gelen adamlarin (Williams ile Travolta) aslinda sevgili olduklarini ve ikizleri evlat edindiklerini düsünür. Bu nedenle bir an bile elestirel gözlerini onlarin üzerlerinden ayirmaz.

Washington D.C'de siradan bir gün yasanirken,içinde uzayli Klaatu ve onun birçok güce sahip robotu Gort'u tasiyan bir UFO sehrin tam ortasina inis yapar.UFO'nun içinde çikan Klaatu ve Gort,yeryüzüne baris getirmek için görevlendirilmislerdir.Ancak gezegenler arasi bir baris için belki de yeryüzünü yok olmasi gerekmektedir.Klaatu,yeryüzü için hala umut oldugunu düsünürken,ordu tarafindan yok edilir.Bu nedenle robotu Gort,daha sert ve agresif tedbirler almak zorunda kalir.Filmde Reeves Klaatu'yu canlandirirken,Jennifer Connelly ise onun yeryüzünde tanisacagi bilim insanlarindan Helen Benson'i oynuyor.

Isabella Swan Washington'in, hiç yagmurun dinmedigi küçük kasabasi Forks'a tasinir. Bu, simdiye kadar aldigi en sikici karar gibi görünmektedir. fakat, gizemli ve çekici Edward'la tanismasi hayatini heyecenli ve tüyler ürpertici bir hale sokar. Edward, simdiye kadar içinde yasadigi küçük toplulukta vampir kimligini saklayabilmistir. Ancak, artik kimse güvende degildir, özellikle Edward'in en deger verdigi insan olan Isabella... Iki sevgili kendilerini, tutku ve tehlike arasinda dengede duran bir biçagin en keskin noktasinda bulurlar.
Birbirlerinden intikam almak için her yolu deneyen iki inatçi düsmanin, oldukça masum baslayan çekismesi, giderek çigirindan çikarak ülke çapinda bir kargasaya yol açar...

Kuzey Irak’ta Saddam Hüseyin döneminde bir Pesmerge köylerine yapilan baskinlari, iskenceleri, ask ve aci arasindaki ince çizgiyi çarpici görüntü ve diyaloglarla anlatan bir film



“Wild Child”da isyankar ruhlu Amerikali bir genç kizin komik öyküsü anlatilir. Babasindan çesitli uyarilar alan genç kiz, sonunda davranislarini düzeltmesi için Ingiltere’de kati kurallariyla taninan bir kizlar okuluna gönderilir.



Film, 2. Dünya Savasi öncesinde, kendisine kocasindan bir sigir çiftligi miras kalan ve bunun için kuzey Avustralya’ya giden Ingiliz aristokrati Lady Sarah Ashley çevresinde gelisiyor. Ingiliz sigir baronlari, arsasini almak isteyince; kaba sigir sürücüsü ile kerhen de olsa çalismak zorunda kalir. Çünkü 2000 bas sigiri sadece birkaç ay önce Pearl Harbor baskininin yapildigi topraklardan yüzlerce mil geçirmek için ona ihtiyaci vardir. Yolculuk sürecinde adama asik olur. Ayrica Avustralya’ya da hayran kalir ve kendisi için yeni bir hayatin basladiginin farkina varir.

Meggie’nin babasi Mo’nun olaganüstü bir yetenegi vardir. Sesli okudugu kitaplarin kahramanlari, kitaptan çikarak gerçek olurlar. Mo, bu yetenegini, Meggie bebekken ona 'Inkheart' adli romani okudugu sirada kesfeder.
Mo sayesinde 'Inkheart'tan çikan Dustfinger, romana geri dönmek için çaresizce Mo'yu takip etmeye baslarken, kitabin kötü karaktesi Capricorn da, dünyayi korkunç bir yere dönüstürmek için, ihtiyaci olan canavari da dünyaya tasimasi için Mo'nun pesine düser.
Mo'nun tek yapabilecegi ise, henüz bunlardan haberi olmayan kitap kurdu kizi Meggie'yi korumak için izini kaybettirmektir.
Cornelia Funke'nin ünlü romanindan beyazperdeye uyarlanan film, birçok ünlü ismi bir araya getiriyor.

Devlet lisesinde okuyan gençlerle özel okulda okuyan ögrenciler arasindaki sinif çatismalarinin anlatildigi Gençlik filminde izleyiciler, komedi ve dram sahnelerinin yani sira, hos sürprizlerle zaman zaman aglayacak, zaman zaman da gülecekler.

Hikaye yasli bir adam olarak dogan ve hayatinin sonuna dogru bir bebek haline gelen Benjamin Button'un tuhaf, komik ve ayni zamanda hüzünlü hayatini anlatiyor.
Bir yaz mevsiminde dört genç kizin yollarinin tesadüfen çakismasi ve bu dört genç kizin yazin sonunda farkli birer birey olarak hayata devam etmeleri.
Gençlik, dans, müzik ve askin yer aldigi macera dolu bir film.
Kadri ve Cem birbirinden vazgeçemeyen iki yakin dosttur. Cem yasadigi ve hayal kirikligiyla sonuçlanan büyük askindan bunalima girmis ve onu hayata döndürmek yine Kadri’ye düsmüstür. Cem’in kadim dostu, basina her belayi açan, alisveris merkezlerinde palyaçoluk yapan Kadri, onu içine düstügü bu bunalimdan kurtarmayi kendine bir borç bilir ve arkadasini aldigi gibi, kendine gelmesi için ayarladigi Antalya’nin en güzel oteli Dionysos Oteli’ne götürür.
Kadri, arkadasinin bu zamaninda ona her sekilde destek olmayi sürdürmeye çalisirken, Cem’in eski sevgilisi Betül de, yeni edindigi sevgilisi Hakan ile ayni tatil köyüne gelirler. Bir dizi sürprizlerle karsilasan Kadri ve Cem, kendilerini hiç tahmin etmedikleri birbirinden komik olaylarin içinde bulur.
Yüreginin götürdügü yerde, karanliklar içinde kalan Cem, Kadri’nin götürdügü yerde mutlulugu bulabilecek midir?

Filmde Jim Carrey, kendi kendine yardim programina yazilan Carl Allen adli bir adami canlandiriyor. Söz konusu program tek ve basit bir ilkeye dayanmaktadir: Her seye “evet” demek. Ilk basta, evet gücünü açiga çikarmak Carl’in hayatini inanilmaz ve beklenmedik biçimlerde degistirir, ama çok geçmeden anlar ki hayatini sonsuz olasiliklara açmanin bazi olumsuzluklari da olabilmektedir.




Çocukluk çagindaki yegenlerine uyku öncesi anlattigi müthis masallarin/fantezilerin beklenmedik sekilde tek tek gerçeklesmeye baslamasi üzerine kendini inanilmaz maceralarin tam ortasinda bulan bir emlak girisimcisinin eglenceli öyküsü...


Richard Yates’in 1961 yilinda yazdigi ve toplumda savas sonrasi meydana gelen hayal kirikliklarini konu alan kitabindan uyarlanan filmin yönetmenligini Sam Mendes yapacak. Kitapta 1950’li yillarin ortasinda iki çocuklariyla mutlu gözüken bir hayat yasayan, ama konforlu bir yasam elde edebilmek için gögüslenen baskilarla kendi gerçek arzulari arasinda sikisip kalan, bir çiftin öyküsü anlatiliyor.

Aralarinda Fatih Akin'in da bulundugu on iki birbirinden degerli yönetmenin ve içinde Ugur Yücel'in de oldugu genis oyuncu kadrosuyla Paris, Je T'Aime tarzindaki filmi heyecanla ve sabirsizlikla bekliyoruz.
New York'un bes ayri bölgesinde degisik, evrensel temali ask hikayelerine konu oluyor. Paris Je T'Aime'in üstün basarisi, bu filmi gölgede birakamayacagi kesin.

Interpol ajani (Clive Owen), büyük ölçekli bir mali kurumun, uluslararasi silah kaçakçiligi sebekeleriyle olan yakin baglantilarini açiga çikarmaya cüret eder.
1998 yilinda yazip yönettigi ‘Kos Lola Kos’ (Lola rennt) filmiyle tüm dünyada büyük begeni toplayan Alman yönetmen Tom Tykwer, 2002 yilinda Polonyali efsanevi sinemaci Krzysztof Kieslowski’nin senaryosu ‘Cennet’i (Heaven) sinemaya aktarmisti. Ülkemizde geçen yil gösterilen ‘Koku: Bir Katilin Hikâyesi’ (Perfume: The Story of a Murderer) filmiyle Patrick Süskind’in ünlü romanini basariyla görsellestiren Tykwer, yeni filminde Hollywood’un iki büyük yildizi Clive Owen ve Naomi Watts’i bulusturuyor. ‘The International’in çekimlerinin büyük bölümü Almanya’da gerçeklestirilirken, film ekibi 2007 Eylül ayinda da filmin konusu geregi çekimlerinin bir kisminida Istanbul'da gerçeklestirdiler.


Süper bir köpek ve TV yildizi olan Bolt, genç yildiz adaylari ile martini içip, setlerde takiliyordur. Yüksek standartlarda yasayan Bolt için her gün ayri bir maceradir. Yanlislikla Hollywood dublaj stüdyosu yerine New York’a gönderildiginde, yolda radyoaktif bir tavsan ve tek gözlü bir kedi ile karsilasacaktir.




Eski bir superhero'nun öldürüldügü zaman bir koruma görevlisi, Rorshach'in çok daha fazla korkutan bir sona götürmeye baslayan cinayetlere basladigini anlamisti.
Claire Stenwick ve Ray Koval sehvetli bir geçmise sahip ortak çalisan iki ajandir. Saygin patronlari tarafindan büyük bir göreve atanan ikiliyi biribiriyle ilgili de sürprizler beklemektedir.
Konusu geregi Bay ve Bayan Smith'e benzetilen Duplicity, Micheal Clayton ile müthis bir çikis yakalayan yönetmen Tony Gilroy'a ait.

Dünyanin en acimasiz 40 katili bir turnuvada bulusur. Bol kanli ve tiksindirici bir turnuvaya hazir misiniz?
Bir tür cinsiyet komedisi, terkedilen sevgilisi ve bir seri çapkin zamparasi arasinda...



The Terminator film serisinin bu çok beklenen ve kiyamet sonrasi 2018 yilinda geçen yeni bölümünde Christian Bale, Skynet ve Terminator ordusuna karsi insanlarin direnisine liderlik eden John Connor’i canlandiriyor. Ancak gelecekteki Connor’in inandigi seyler, son anisi idam sehpasina yürümek olan Marcus (Sam Worthington) adli bir yabancinin ortaya çikmasiyla kismen degisir. Connor, Marcus’un gelecekten mi yollandigina yoksa geçmisten mi kurtarildigina karar vermelidir. Skynet son saldirisina hazirlanirken, Connor ve Marcus kendilerini Skynet operasyonlarinin kalbine götürecek bir yolculuga çikarlar. Orada, insanligin yok edilmesinin ardindaki korkunç gerçegi ortaya çikaracaklardir.


Fransa'da 1970'lerin basinda bir aksam yillarca kayip olan kiz Lucie yolun kenarinda basi bos gezerken bulunur. Basina ne geldigini bir türlü söyleyemez. Daha sonra polis hapsedildigi kimsenin kullanmadigi mezbahi bulur.
Bütün deliller kizin dondurucu odada hapsedildigini gösterir. Pislik içinde, aç, susuz, tecavüze ugramamis Lucie dondurucu odadan nasil kurtulmus ve basina ne gelmis?
Lucie kaçtiktan sonra bir yetimhaneye konur ve orda Anna ile arkadas olur. Birkaç yil sonra Lucie; anne, baba, çocuklar olmak üzere dört kisilik bir aileye verilir. Lucie hepsini shotgon ile öldürür ve yaratiklar tarafindan saldiriya ugrar.

Çok eski gizli bir kardeslik örgütü. Dünyayi yok edecek ölümcül yeni bir silah, akil almaz bir hedef.
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin -Galileo zamanindan beri Katolik Kilisesi'nin bagnaz inançlarini lanetleyerek bilimin yararlarini yücelten- hala faaliyette olup cinayetler isledigini ögrenince sok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonarda Vetra cinayete kurban gitmistir. Tek gözü oyulmus ve gögsü örgütün sembolüyle daglanmistir. Bilim adaminin son bulusu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynagi karsimadde çalinmis ve yeni Papa seçiminin gerçeklesecegi gün Vatikan Sehri'nin altina saklanmistir. Langdon, Vetra'nin meslektasi ve ayni zamanda kizi olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amaciyla Roma sokaklarinda, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluga kosusturarak 400 yillik izi sürerek Illuminati'nin izini bulmaya çalisirlar.
Brown bu romanda tipki bir hokkabaz gibi havaya yüzlerce top firlatip hiçbirini yere düsürmeden okuyucuyu inanilmaz bir gerileme sürüklüyor
Dogal Tarih Müzesi yenilenmek için kapatilir. Müze içindeki eserler ise meshur Washington müzesinde devlet tarafindan koruma altina alinir. 136 milyon eser ve koleksiyonlar dünyanin en büyük müzesi olan Smithsonian kurumunda sergileniyor. Filme bu sefer yeni kahramanlar yani yeni eserler ekleniyor, ve bunlardan biri de tek basina Atlantik'i geçen efsanevi kadin pilot Amelia Earhart.
Bir suç sebebi ile L.A. de karsi karsiya gelen kaçak Dom Toretto ve ajan Brian O'Conner, bu kez ortak bir düsman için beraber çalismak zorunda kalacaktir.



Serinin bu bölümünde kahramanlarimiz sicak bir adadalar ama ters giden sey adanin yöneticisi durumundaki zebra onlari adada istememektedir.Diger yandan findik aski hiç bitmeyen küçük sincap üzerine düsen zaman makinesi sayesinde kendini tarihin derinliklerinde bulur ve findigini kovalamaya devam etmektedir.
Bryan Burrough'un kitap halk düsmanlarinin adaptasyonu film çek: FBI'in Amerika'nin en büyük suç dalgasi ve dogumu, 1933-43, Michael Mann tarafindan yöneltti. Suç dramasi, suçlular John Dillinger, bebek yüz kurtkapani, ve sevimli oglan Floyd'u durdurmak için FBI ajan Melvin Purvisi'nin denemesinde odakla büyük bunalim esnasinda koyulandir. Ahbap Depp, Dillinger'i oynayacak, Hiristiyan balya, Cotillard'in, Dillinger'in kiz arkadasi Billie Frechette'yi oynayacak oldugu FBI ajani Purvis ve akademi ödül galip bozmasini oynayacak. Baslica fotografçilik, Columbus'ta basladi, 17 Mart, 2008'de Wisconsin, ve Chicago'da devam edecek, Haziran'in sonuna kadar Wisconsin'de Illinois ve birkaç yer. filmin bazi parçalari, taç noktasinda vurulacak, Indiana, Dillinger'in, hapishaneden kurtuldugu sehir.


Büyücüler dünyasinda devam eden kargasa artik Muggle'larin dünyasini da etkilemeye baslamistir. Harry Potter, Hogwarts'taki altinci yilini Feci Yorucu Büyücülük Sinavlarina hazirlanarak geçirecegini düsünmektedir. Artik Quidditch takiminin da kaptanidir. Ancak Diagon Yolu'ndaki okul alisverisi sirasinda Draco Malfoy'un bir seyler çevirdigini fark eder. Lord Voldemort'un geçmisiyle ilgili pek çok bilinmeyen ortaya çikarken bir yandan da Malfoy'un neyin pesinde oldugunu ögrenmeye çalisan Harry'yi yine zor günler beklemektedir.

G.I. Joe, G.I.'in canli bir hareket adaptasyonu olan yaklasan Amerikali bir hareket filmidir. Joe: Gerçek Amerikali bir kahraman oyuncak imtiyazi. Film, Stephen Sommers tarafindan yöneltilir, ve Stuart Beattie tarafindan yazilir. G. I. Joe, bir bütünün, imtiyazin çesitli karakterlerinde temel alinan attigina yer verir
.

FD4 'te ölüm bu sefer bir araba yarisindaki kazadan kurtulanlarin pesine düsüyor.Nick ve bazi arkadaslari kendilerini araba yarisi izlemeye gittik sonra garip olaylarin içinde bulmaya baslarlar

SINEMA SÖLENI BASLIYOR
CNBC-e’de geceler bundan böyle daha uzun, daha renkli. Subat ayindan itibaren yepyeni kusaklar, yepyeni filmlerle CNBC-e’de bir sinema söleni basliyor. Birbirinden önemli yönetmenlerin ünlü oyuncularla beyazperdeye yansittigi unutulmaz filmlerden olusan sinema paketi herkese hitap edecek nitelikte. 
GISE FILMLERI kusagi her Pazartesi ses getirmis vizyon filmlerini ekrana tasiyacak. Subat ayinda bu kusakta I Know What You Did Last Summer korku serisi, Ang Lee’nin görsel saheseri Crouching Tiger, Hidden Dragon ve Oscar ödüllü Halle Berry’nin Gothika’sina yer verilecek
süper birr seri katilin wahsice gençleri katletmesnden bahsedyorrr




Gerçek oyuncularla sanal kahramanlari kusursuz bir sekilde bulusturmayi amaçlayan film, dünyalilar ile baska bir gezegende kendi kurallarina göre yasayan Na'vi uygarligi arasindaki iliskileri anlatacak.



Lucy ve Edmund,Peter,Susan, sevilmeyen kuzen Eustace'le birlikte, Safak Yildizi adli gemiye binip günesin dogdugu yere dogru yol alirlar; Kral Dokuzuncu Caspian'in kaybolan yedi dostunu arayacaklardir. Bu siradisi kesif yolculugu sirasinda bir ejderhayla, bir deniz yilaniyla, bir grup görünmez insanla, bir büyücüyle ve sonunda Aslan'la karsilasirlar.




Sihir dünyasi savasta! Karanlik Lord iyice güç kazanirken iyiler de bos durmuyor. Yedinci yilinda Hogwarts Cadilik ve Büyücülük Okulu`na dönmeyen Harry Potter, Dumblerdore`un ona biraktigi görevi tamamlamaya çalisiyor.Yaninda, her zamanki gibi Ron ve Hermione`yle, bir yandan Voldemort`tan ve onun Ölüm Yiyen`lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar`i yok etmek, Ölüm Yadigarlari`nin sirrini kesfetmek zorunda olan Harry, kendi geçmisiyle ilgili de pek çok sey ögreniyor.

Sihir dünyasi savasta! Karanlik Lord iyice güç kazanirken iyiler de bos durmuyor. Yedinci yilinda Hogwarts Cadilik ve Büyücülük Okulu`na dönmeyen Harry Potter, Dumblerdore`un ona biraktigi görevi tamamlamaya çalisiyor.Yaninda, her zamanki gibi Ron ve Hermione`yle, bir yandan Voldemort`tan ve onun Ölüm Yiyen`lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar`i yok etmek, Ölüm Yadigarlari`nin sirrini kesfetmek zorunda olan Harry, kendi geçmisiyle ilgili de pek çok sey ögreniyor.

Bilbo Baggins'in hiç beklemedigi bir anda evine gelen 13 cüce ile degisen hayati, Orta Dünya'nin kaderini degistirecek olan
film su anda yapim asamasindadir

The Nines oyuncularin farkli rollerde göründügü 3 kisa filmden olusuyor.
“The Prisoner” (mahkum) bir televizyon yildizinin disariyla tek baglantisinin menajeri ve komsusu olan iki kadin oldugu bir ev hapsinde bulmasini konu alir. Gizemli olaylar kadinlarin kendini gerçek dünya hakkinda aldattigini düsünmesine neden olur.
Ikinci kisa “Reality Television” dizi yapimini anlatan bir belgesel yapimcisinin, arkadaslarinin yardimiyla post prodüksiyon asamasini atlatmasini anlatir.
“Knowing” ise basarili bir video oyunu tasarimcisinin karisiyla birlikte ormanlik bir yerde arabalarinin bozulmasi ve kizlarinin geri dönülemez seçimlere kadar götüren bir gerçegi/bilgiyi ögrenmesini anlatir.
Bu üç hikaye tek bir anlatimla yazar ve karakter, oyuncu ve rol, yaratan ve eseri arasindaki iliskiyi kesfediyor.


Ilk filmin kaldigi yerden devam eden gerilim- aksiyon türündeki film, bu sefer iki irkin savasini Colorado'daki bir kasabaya tasiyor.



Harry (Chris Cooper) ve genç kiz arkadasi Kay (Rachel McAdams) birbirlerine sirilsiklam asiktirlar. Ne var ki Harry, Pat’le (Patricia Clarkson) evlidir ve karisinin bosanma kararindan büyük üzüntü duyacagini düsünmektedir. Pat’in böyle bir aci duymasina da gönlü razi olmadigi için onu öldürmeye karar verir. Bu arada Harry’nin en yakin arkadasi Richard da Kay’den (Pierce Brosnan) hoslanmaktadir.

Basarili bir is kadini ve yalniz bekar bir kadin olan Kate, kariyerini özel hayatinin yerine koymustur. 37 yasina geldiginde artik çocuk dogurmaya karar verir ama hamile kalma sansinin olmadigini ögrenince tüm hayalleri suya düser.
Gene de kararina devam eden Kate, Angie adli genç kizin onun yerine dogurmasini ister ve Angie'nin hamile oldugunu ögrenir ögrenmez kendini annelikle ilgili kitaplar okumaya, arastirmalar yapmaya iter.
Angie'nin evsiz kalip Kate'nin kapisini çalmasiyla isler iyice karisir. Bebegin dogumunu birlikte bekleyecek ve zorluklarla birlikte mücadele etmek zorunda kalacak olan iki kadin, iki çesit aile oldugunu farkederler, bir içine dogdugumuz biri de sonradan meydana getirdigimiz...



Kara komedi tarzindaki film, yazdiklarinin bulundugu diski kaybeden bir CIA ajaninin etrafinda gelisiyor.

Dört bir yandan bilgi bombardimanina maruz kaldigimiz yüzyilimizda, artik ‘her seyi bilen fakat uslu duran küçük çocuklariz’. Aslinda çok basit olan ama karmasikmis gibi görünen oyunlarin içinde kayboluyoruz.
Bu oyunda biz de variz demenin bir yolu, belki de biraz paronayak olmak

Bir grup basarili lise ögrencisi, gitmek istedikleri üniversite için ülkeyi dolasmaya karar verirler. Yola çiktiklarinda ise onlari bir sürpriz beklemektedir. Bir polis sefi olan Melanie’nin babasi James Porter, gençlerin güvenligini saglama maksadiyla onlari takip etmektedir.



12 yillik beraberliklerinden sonra ayrilmaya karar veren bir çift için, ayrilik sonrasi isler bekledikleri gibi gitmez. Rimini için baslangiçta oldukça kolay görünen bu ayrilik, eski sevgilisinin ondan vazgeçmeyerek, hayatina giren yeni kadinlara varana kadar ilgilenmesi nedeniyle, zor bir hal alir...

film su anda yapim asamasindadir


Türkiye’de daha önce çekilen bir filmin setinde tanisan Irakli Kürt Hama Ali ile Türk oyuncu Ayça arasinda bir ask baslamistir... Film çekimleri bitmis, Hama Ali Irak’a Ayça ise Istanbul da ki rutin yasamina geri dönmüstür…
Öykü savasa iki ay kala baslar. Artik Hama Ali Irak’ta, Ayça ise Istanbul’da dir. Ayça ile Hama Ali arasindaki telefon baglantisi saglikli yürümemektedir. Hama Ali belli araliklarla her seferinde baska bir yöntemle Kuzey Irak’tan amatör kamera ile çektigi görüntülü mesajlari Ayça’ya göndermektedir. Ayça onun için kaygilanmaktadir...
Savasin baslamasiyla beraber Ayça ile Hama Ali arasindaki iletisim tamamen kesilir. Ayça ona ulasmak için önce telefon trafigi ile (Konsolosluklar-Disisleri bakanligi) sonrasinda ise her seyi göze alarak Irak’a gitmeye karar verir...
Bu dönemde ailesiyle, tiyatro çevresiyle ve kendisiyle mücadele etmek zorunda kalir…
Savas Irak’ta bir kaosa ve yikima yol açmistir. Savas baslamadan önce müttefiklerin müdahalesinden yana olan Hama Ali için yasananlar hiçte bekledigi seyler degildir. Herkes Irak’tan kaçmaya çalisirken Ayça’nin Hama Ali’ye ulasma çabasi adeta tersine bir yolculuga dönüsür.
Ayça dogup büyüdügü kenti simdi baska türlü görmeye baslar; K.Irak’li göçmen sanatçilar, Avrupa’ya gitmek için Istanbul’u mesken tutan mülteciler, kaçakçilar. Kentin gündelik yasaminda fark edilmeyen insanlar; yalniz yasayan iki yasli komsu, Avangard bir tiyatro grubu ve çogu kez yanimizdan teget geçen fark edemedigimiz insanlar.
Öyle bir an gelir ki Ayça Istanbul’da daha fazla durmanin anlamsiz oldugunu farkeder. Ya simdi gidecektir ya da ömrünce bu pismanlikla “yalniz” yasamina devam edecektir.
Istanbul’dan önce Diyarbakir’a oradan da Habur sinir kapisina gider. Savas nedeniyle kapali olan sinirda uzun Tir kuyruklari ve içeride kalan yakinlarindan haber alamayan kadinlarla karsilasir.
Bu arada Hama Ali bir savas muhabirinin telefonuyla Ayça’ya ulasir. Ayça’nin kesin kararli oldugunu anlayan Hama Ali, Irak’ta degil de daha güvenli buldugu için Iran’da bir sinir kasabasinda onunla bulusmaya razi olur.
Turist olduguna kimseyi inandiramayan Ayça zorlu bir yolculuktan sonra Iran’da ki sinir kasabasina ulasir. Acaba savas bu iki sevgilinin bulusmasina izin verecek midir?

Henüz 10 yasinda iken bir kizi öpmedigi için lanetlenen Charlie Kagan'in bütün yasami alt üst olur.
Onunla beraber olan her kadin bir süre sonra çekip gitmektedir. Üstelik bu gidisin ardindan dogru kisiyi de bulmaktadir.
Çünkü kadinlara göre, Charlie ile beraber olan her kadin bir süre sonra hayatinin askina kavusmaktadir.
Charlie bu tuhaf lanetten kurtulmaya karar verir...

Ikiz kiz kardesinin intiharinin ardindan bunalim yasayan genç bir kizin yasadiklarini anlatiyor.


Film su anda yapim asamasindadir.








Bankaci ve yatirimci Richard Cooper (Rock) hayattan istedigi herseye sahiptir: iyi bir kariyer, kendisini seven bir es (Gina Torres) ve 2 güzel evlat. Tek bir sorun vardir Richard'in akli evliligin rutinliginden karismaya baslamistir.

Belçika'nin Ortaçag'dan kalma, en tarihi sehirlerinden biri olan Bruges, dünyanin her yerinden insanlar için bir terminal gibidir. Herkes günün birinde oradan geçer. Ancak tetikçi Ken ve Ray için Bruges belki de bir son durak.
Londra'daki patronlari Harry, Ken ve Ray'i Bruges'e bir isi halletmeleri için yollar. Ancak Harry arayana kadar, ikili sehirde bir turist gibi davranacak ve beladan uzak duracaktir. Ancak bela her zamanki gibi yerinde bulmaz ve onlari bulur. Patronlari aradiginda ise, zaten o zamana kadar türlü tuhaf durumlara taniklik eden ikili, bu kez kendilerini gerçek bir kaosun içinde bulacaklardir.


The Dark is Rising; 11 yasina bastiginda karanlik güçlere karsi savasan ölümsüz savasçilarin sonuncusu oldugunu kesfeden Will Stanton adinda bir çocugun yasadigi fantastik olaylari konu aliyor. Will dogustan sahip oldugunu ögrendigi inanilmaz güçlerle dogmustur ve bu tanrisal güç sayesinde bir kahraman olacaktir.
Bir isaret avcisi olan Will alti büyülü isareti bulmali ve Karanlik ile aydinlik arasindaki savasta ölümsüzlere bu isaretlerle yardimci olmalidir. Will’in macerasi ve isaretleri bulma çabasi onu tehlikeler, mucizeler ve ödüllerle donanmis bir yola sürükler. Bu macera boyunca düsmanlari ve müttefikleri olacak ve isaretleri bulmasi düsmanlari tarafindan engellenmeye çalisilacaktir. Will bundan yüzlerce yil önce Kral Arthur tarafindan yapilan son savas hakkinda da çok önemli bilgilere ulasacaktir.




Bridget evini kaybetmek üzere oldugunu ögrenince büyük bir panige kapilir. Esi Don ise isten çikarilmistir. Bridget bir is bulmaya çalisir. Ancak simdiye kadar ev kadinligi disinda hiçbir sey yapmadigindan is bulamaz. Sonunda Federal Reserve Bank’ta kapicilik yapmaya baslar. Bridget burada iki çocuk annesi Nina ve özgür ruhlu Jackie ile tanisir. Üç kadin kisa sürede dost olurlar. Bir çikis yolu arayan bu üç kadinin aklina bir fikir gelir. Çalistiklari bankayi soyacaklardir.
Callie Khouri’nin yönettigi film, Holmes’un dogumdan sonraki ilk filmi olacak.


Marsilyali eski bir polise ( Auteil), ailesi öldürülen bir kadini koruma görevi verilir. Marsilyali polis verdigi sözü tutmak zorundadir. Çünkü bu kadinin ailesini öldüren katil serbest birakilmistir.

Büyüteci ve parmak izi pudrasi ile Nancy Drew River Heights’den ayrilarak Hollywood’a dogru yola çikar. Ancak erkek arkadasinin korktugu gibi Smallville’deki çocuk ile bulusmaya degil. O, simdiye kadar ki en büyük esrari çözmeye gider: film yildizi Dehlia Draycott’un ölümünü. Fakat en büyük esrar, bizim sakar ve ekose etekli hafiyemiz Hollywood dünyasina nasil uyum saglayacagidir. Gelmis geçmis en büyük dedektif Nanacy’ye (Emma Roberts) katilin ve tehlike, macera ve romantizm yasayin. Çünkü Nancy nereye gitse, mecera onun takip eder.

“Nefes” bir yüzbasinin komuta ettigi 40 kisilik bir timin hikâyesidir. 2365 metre yükseklikteki “Karabal” tepesinde bulunan bir röle istasyonunu korumakla görevlendirilen bu 40 askerin görevlerini yerine getirirken yasadiklari acilari, sevinçleri ve yasam mücadelelerini anlatiyor.

Film yapim asamasindadir.

Marvel Comic'sin sevilen ismi Örümcek Adam'in 4. filminde Carnage, Lizard ve Akrep Adam, Örümcek'i öldürmek için birlesecekler.Örümcek Adam'i büyük maceralar bekliyor.

Seksenli yillar hiç bitmeyecekmis zannedilen siyah beyaz masallarin yillariydi. Ardindan, hem masallarimiz renklendi hem de bas döndürücü bir iletisim ve imaj çagina hizli bir geçis yaptik...
Iki binli yillarla birlikte artik, asklar da insan iliskileri de bambaska sekiller aldi. Içine girdigimiz milenyum çaga, kimleri yeni hayat, kimleriyse post-modern hayat diyordu. Iste bu zamanlarin hikayesini anlatmak da her zamanki gibi sinemaya düstü ve kamera, karsisina geçen oyuncularin canlandirdigi hikayeyle, bir zamanlarin Türkiye’sini resmetti...
Bu öyle bir resim ki, içinde kisisel yükselis hirsiyla kaybedilen insani duygular ve unutulan degerlerin yeniden hatirlanisi var bir arada. Güçlü oyuncu kadrosu ve günümüz insaninin gündelik hayatina hiç de yabanci olmayan hikayesiyle Para=Dolar, izleyiciye kaliteli bir film izleme seçeneginin yaninda, yasadigi yasami bir an bile olsa gözden geçirip, sorgulama firsati da sunuyor...


Daniel,sevgilisi Natalie'den ayrildiktan sonra zor bir dönem geçirir ve kendini uyusturucuya verir.Uyusturucunun etkisiyle bulanan zihni,evinin arka bahçesinde belirsiz bir zamanda islenmis olan korkunç bir cinayetin imgeleriyle dolar.


Tarihçilere göre, Çin’de Üç Krallik döneminde meydana gelen en kanli savas olarak bilinen Red Cliff savasina 1 milyon asker katilmisti. Hong Kong asilli yönetmen John Woo, Çin tarihinin dönüm noktasi olan bu savasi en gerçekçi sekliyle beyazperdeye yansitmak için 80 milyon dolarlik bütçeyle çalisti. Böylece finans kaynaklari bölgedeki bagimsiz yapimcilardan gelen “Red Cliff”, Asya’nin bugüne kadar yapilmis en pahali filmi oldu.
“Red Cliff” Asya sinemasinin en büyük isimlerini bir araya getirdi. Bu isimler arasinda Hollywood’da sansini denedikten sonra Çin dilinde yapilmis filmlere geri dönen yönetmen John Woo basi çekiyor. Dört saat uzunlugunda olmasi beklenen filmin hazirlik asamasinda çok ciddi oyuncu seçme sorunlari ve degisiklikleri yasandi.
Çin edebiyatinin klasiklerinden “Romance of the Three Kingdoms”tan uyarlanan filmin konusu M.S. 208 yilinda Han Hanedani’nin son döneminde geçiyor ve Çin’deki “Üç Krallik” döneminin baslamasina yol açan savaslar anlatiliyor.
Asya ülkelerinden gelen dev bütçesinin yanisira “Red Cliff”, teknik açidan da önemli gelismelerin sergilendigi bir yapim oldu. Filmde bol miktarda CGI efekti (bilgisayar kökenli efekt) kullanan yapimcilar, bu sayede “Sin City”nin bilgisayar kökenli görüntüleriyle “300” filminin tarihsel savas türüne getirdigi yeniliklere aliskin genç izleyicileri kazanmayi hedeflediler. Filmin çekimleri sirasinda çok sayida ünite (birim) eszamanli olarak çalisti. Elde edilen görüntüler daha sonra kurgu islemleri sirasinda birlestirildi.
Büyük iddialarla hazirlanan “Red Cliff” ayni zamanda büyük beklentileri de beraberinde getirdi. Filmin yapimcilari, Çin’in geçtigimiz yillarda ürettigi “Seven Swords” ve “The Banquet” gibi savunma sanatlari dizileriyle kendi aralarina mesafe koymaya istekli görünüyorlar. Bu arada “Three Kingdoms” adli Çin klasiginden uyarlanan baska bir projenin de 2008 yilinda gösterime çikacagini belirtmek gerekiyor. Yönetmenligini Daniel Lee’nin yaptigi o filmin basrollerinde Andy Lau ile Maggie Q oynuyorlar.
Ortada bu kadar büyük para ve dünya sinemasinda söhret yapmis Asyali starlar olunca (Ang Lee’nin Çin dilinde çektigi ‘Lust, Caution’, Venedik’te Altin Aslan ödülü kazanmisti), filmin setinde birtakim kisisel problemler yasanmasi kaçinilmazdi ama “Red Cliff”in çekimleri sirasinda kisisel problemler büyük boyutlara ulasti.
Mart ayinda Tony Leung kadrodan ayrildigini açikladi. Filmin alti aylik çekim periyoduna dayanacak gücü kalmadigini belirterek ayrilinca yerine Takeshi Kaneshiro getirildi.
John Woo’nun yakin dostu Chow Yun-fat da kadrodan ayrilanlar arasindaydi. Onun ayrilmasi setlerde bomba etkisi yapti.
Chow’un ayrilma kararina neyin yol açtigi hiçbir zaman açiklanmadi. Woo ile Chow’un yollarinin ayrilmasi film endüstrisini de karistirdi. Sonuçta Chow’u bir efsane haline getiren Woo’ydu ve 1986 yapimi “A Better Tomorrow” adli filmi