Google diyince akan suların durduğu bir dönemdeyiz, öyleki Google eşittir internet gibi birşey oldu. İnternetin bu denli gelişmesinde kuşkusuz en büyük paylardan biri Google'a ait. Peki hiç düşündünüz mü eğer Google olmasaydı bugün World Wide Web (*) nasıl olurdu?
Kendimden söz etmem gerekirse yukarıdaki sorumu çok düşündüm. Ve şimdiki halinden daha iyi olamayacağını düşünüyorum. Bir şirketin varlığı koca WWW'yu bu denli nasıl etkiler? Bugün WWW'da binlerce şirket yine binlerce servisi ile hizmet vermekteyken bir şirketin bu kadar önem arz etmesi sizce de ilginç değil mi? Bana kalırsa 3 W harfinden biri Google'ı temsil ediyor :-)
Google'ın tarihçesini anlatmayı düşünmüyorum, nasıl olsa her yerde var. Zaten ben de ezbere bilmediğime göre bir yerden alıp kopyalamanın mantığı yok. Siz şimdiye kadar okumadıysanız buraya bakarak bir başlangıç yapabilirsiniz. Benim üzerinde durmak istediğim konu ise bizi Google'a bağlayan sebebler. Bu sebebleri aşağıda sıralamaya çalışacağım, çalışacağım diyorum çünkü bu iş gerçekten çok zor.
* Herşeyden önce WWW üzerindeki en iyi arama motoru olması. Öyleki diğer tüm servisler Google arama motorundan feyz almakta :-) Hani WWW'n..
devamı?
Internette rastladığım bir habere göre, Microsoft 2007 gelirini 16$ milyar dolar olarak açıklamış. Ve bunun 6$ milyar dolar kadar kısmı net kar.
Bill Gates tam bir taktik adamı. Düşünsenize, Microsoft’un tüm ürünleri daha piyasaya düşmeden internete torrentlere düşüyor ve korsan olarak milyonlarca kişi tarafından indiriliyor. Heleki Çin pazarını düşünürsek, ülkedeki tüm Microsoft ürünlerinin neredeyse %90′ı korsan kopyalardan oluşuyor.
Peki bu şirket, çıkardığı tüm ürünlerin neredeyse %50’sinden fazlası korsan yollardan dağıtılırken nasıl oluyor da bu kadar kar edebiliyor?
Burada Bill Gates‘ın o büyük taktiği Microsoft’u alıp götürüyor en tepelere: “Korsan’a göz yummak”. Şimdi diyeceksiniz ki
“Microsoft korsanla mücadele için milyonlarca $ harcıyor”
nasıl olurda hem korsanı önlemek hem de onu teşvik etmek isteyebilir ki?
Sorunun cevabı basit. Örnek olarak Vista‘yı ele alırsak, çıktığından bu yana 100 milyon orjinal kopya satmış, en azından Bill Gates böyle açıkladı. Çevrenize bir bakın kaç tane orjinal Vista kullanan göreceksiniz bakalım. E nerden geliyor bu paranın kaynağı?
Microsoft bilindiği üzere büyük üreticilerle OEM anlaşmaları yap..
devamı?
Bir sitenin çok hit alması sitenin başarılı olduğunu mu gösterir ? diye sordum bugün kendime. Çünkü eğer öyleyse başarısızım demektir. Şöyle ki, adult içeriğe sahip olan siteler hepimizin bildiği gibi çok hit alıyor. Ziyaretçi trafiği muazzam oluyor. Ve bu tür siteler genelde forum ya da sağdan soldan toplanan ve çeşitli sitelerden çekilen videolardan oluşan sitelerden oluşuyor. Peki bu bir başarı mıdır ?
Benim cevabım elbette hayır. Artık internet reytinginide televizyon reytingleri gibi düşünebiliriz sanırım. Çünkü hemen hemen neyin reyting getirip getirmeyeceğini, neye çok talep olacağını hepimiz az çok biliyoruz. Televizyonlarda bu düşünceyle reyting savaşları uğruna hep o bilindik formatlarla karşımıza çıkıyorlar. İnternet siteleride böyle. Bir format buluyorlar. Bir konu ve o tutulmuşsa onun aynısını yaparak ziyaretçi, trafik elde etmeye çalışıyor çoğu webmaster. Reytinginin karşılığını alıyor tabi. Dün ntv´deki hiç bunları dert etmeye değer mi? programını izledim. Orada bu mevzu tartışılıyordu. Ve programı izlerken kendimi bir anda içerde buldum. Bahsedilen reyting savaşları tıpkı içinde bulunduğum dünyadada ..
devamı?
Peşinen kabul etmemiz gereken bir nokta var: Pek çok web tasarımcısı, SEO’yu öcü gibi görüyor. “Arama Motoru Optimizasyonu” kelime grubu, tasarımcıların bulunduğu bir ortamda söylenirse, soğuk rüzgarlar esiyor, muhatap olanlar kısa yoldan konuyu değiştirmeye çalışıyorlar.
Peki neden? Çünkü, SEO’dan bahsedenlerin çoğu arama sonuçlarını etkileyerek spam yapmayı amaçlıyorlar. Arama motorlarının hatalarını buluyor, bunları kullanarak bolca hit kazanıyorlar. Arama motorları kısa süre içerisinde bu problemi çözseler de, spamci SEO’cuların yeni bir yol bulmaları fazla vakit almıyor.
Haliyle SEO, hatalı malını kusursuzmuş gibi satmaya çalışan kötü esnafın müşteri kandırma yöntemleriymiş gibi algılanıyor.
Aslında elbette SEO, arama motorlarını -ve dolayısıyla ziyaretçileri- kandırmanın yollarından biri değil. SEO’cular bu noktada 2 gruba ayrılıyorlar:
Siyah SEO’cular, mümkün olan her yolla arama motorundan gelen ziyaretçi sayısını arttırmaya çalışırken, beyaz SEO’cular arama motorlarına uygun web sayfaları kodlamaya çalışıyor.
Bu iki grup arasındaki farklardan Ziyaretçiyi Tanımak 2: Arama Motorları yazısın..
devamı?
Yalnızlık, hep çekici olmuştur, önce harika bir koku gibi çeker sizi kendine ardından sarar sizi artık içindesinizdir. Daha sonra hafif bir sarhoşluk havasına sokar yavaş yavaş boğar sizi gecenin karanlığında, o an en başta yalnızlığa olan özleminizin yerini konuşabilecek, dertleşebilecek birinin yanınızda olması isteği almıştır. Kullanıyorsanız bir sigara yakarsınız. Gözleriniz kısılarak ufka bakmaktan yorulmuştur. Derdiniz gerçekten büyük ise bir kaç damla yaş gözünüzden akmak için birbiriyle dalaşa girer, galib olanı öyle bir acı ile çıkar ki gözünüzden, ilk sert hıçkırıkla birlikte ağlamaya başlarsınız. İçiniz de rahatdır kimsenin sizi görmediğinden kuşkulanmazsınız çünkü yalnızsınız.
Kendimce bir nebze yalnızlığı tanıttım size bir düşünün şehirleşmenin durmak bilmeden geliştiği bu devirde betimlediğim yalnızlık tanımı geçerliliğini koruyor mu? Etrafıma baktığım zaman 15-20 katlı yan yana 40 daireden oluşmuş apartmanlar görmek beni gerçekten üzüyor. Öyle ki artık insanların bir çoğu gün boyunca evinden, ofisinden, iş yerinden çıkmıyor buda toprak yüzü ..
devamı?
1. Başlık’taki "Title" tag’inin içindeki anahtar kelimeler: SEO açısından anahtar kelimenizi geçirebileceğiniz en iyi yerlerden biridir çünkü "title" tag'inin içine yazılanlar arama motoru sonuçlarında sayfanızın başlığı olarak görünür. Kısa olmalı, en fazla 6-7 kelimeden oluşmalı ve anahtar kelimeleriniz başlarda olmalı. Ağırlığı: +3
2. URL’deki anahtar kelimeler: Anahtar kelimelerinizin URL’nizde geçmesi SEO açısından çok faydalı olur. Örneğin, hedeflediğiniz anahtar kelime, ödüllü SEO yarışması ise URL’nizin de şöyle bir şey olması çok faydalı olacaktır: http://odulluseoyarismasi.wordpress.com, vs. Ancak bu anahtar kelimeler sayfanızın başka yerlerinde geçmiyorsa sadece URL’ye koymanın işe yarayacağını düşünmeyin. Ağırlığı: +3
3. Sayfa içeriğinizdeki anahtar kelime yoğunluğu: Kontrol etmeniz gereken bir başka önemli faktör. Temel anahtar kelimeleriniz için % 3-% 7′lik bir oran iyidir. İkincil derece anahtar kelimeleriniz için ise %1- %2 yeterlidir. Yoğunluğun artması arama motorlarının kuşkulanmasına yol açar ve normal bir yazı yerine “keyword stuffing” (arama motorlarını yanıltmak için anahtar kelimeyle doldurma taktiğ..
devamı?
-Adsense - Google'ın websitesi sahiplerine hitap eden içerik tabanlı reklam programıdır. Sitenizde içeriğinizle alakalı Google reklamlarını yayınlayarak para kazanmanın kolay bir yoludur.
-Adwords - Google'ın içeriksel reklamcılığa dayanan Adsense programının reklamverenlere hitap eden şeklidir. PPC (tıklama başına ödeme) reklamcılığın ilk örneklerindendir.
-Algorithm (Algoritm) - İnternetteki sayfaların, arama motoru sonuçları arasında nasıl sıralanacağını belirleyen formül.
-Anchor Text - Link'i tanımlayan yazıdır.
-ALT text - Fareyi, bir imaj ya da resmin üzerine getirdiğinizde görünen metindir.
C
Click - Reklamverenin sitesine ulaşmak için başka sayfalardaki reklamlarına ya da linklerine tıklanmasıdır.
Cost-per-Click (CPC) - "Tıklama başına ücretlendirme" olarak Türkçe'ye çevrilen ve bir site üzerinde bulunan ve reklamverenin kendi sitesine bağlantı sağlayan link’e her tıklandığındaki ücretlendirmedir.
Conversion (Dönüşüm) - Bir siteye ya da sayfaya gelen trafiğin reklamverenin beklentileri yönünde satış, abonelik, üyelik gibi sonuçlara dönüşmesidir.
Cross Linking (Çapraz Linkleme) - Çoğunlukla aynı kişiye/firmaya ait farkl..
devamı?
İnsan dendiği zaman aklıma gelen temel birkaç özelliğin içerisinde “bahane üretmek” başı çekenlerdendir. Erteleme konusundaki başarılarımızı(!) kesinlikle bahane sanatımıza borçluyuz. Bahaneler hayatımızın ve hayatımızı yaratan vizyonumuzun sınırlarıdır. İnsanın herhangi bir şekilde doğuştan bir sınırla doğduğuna kesinlikle inanmıyorum. Yeterli istek ve inancı yaratacak her güdülenmenin insanlık tarihinde “yapılamaz” olarak nitelendirilenleri gerçekleştirerek bahane sanatkârlarını utandırdığını görüyoruz. Buna rağmen halen küçüğünden büyüğüne türlü bin türlü bahaneler üretmeye devam ediyoruz. Peki neden bahane üretiyoruz? Yüzeysel bir çok neden olsa da arkaplanda 2 temel noktanın bulunduğunu düşünüyorum.
İlki, kişide özdeğerliliğin (self-esteem) gelişmemesi. Kişi kendinde hep birşeylerin eksik olduğunu, onu tamamlamadan birşey yapamayacağı, yapmaya kalksa eline yüzüne bulaştıracağını düşünür. Düş‘ündüğü de gerçeğe dönüşeceği için kesinlikle haklı çıkacak ve zehirli tecrübelerini çevresine yaymaya çalışacaktır. Ne kadar çok kişiyi inandırırsa kendi de bu duruma o kadar çok inan..
devamı?
Tech Republic’de yazan Justin James 10 maddede neden yazılım uzmanı olamayacağınızı açıklamış. Bakalım neymiş bu 10 madde.
1: Kendi kendine öğrenmek yerine kursları tercih ediyorsunuz
Yazılım Uzmanı ilk işe başladığında gerekli tüm bilgiyi biliyor olduğu varsayılır. Firmanın belirli bir eğitim politikası olsa bile gerçekte firmanın yardımı ile alacağınız eğitimler hiç bir zaman gerçekleşmez. En iyi ihitimalle bir iki kitap almanız için bir ödenek ayrılır. Yönetim ekibinin düşüncesine göre yazılım uzmanı problem çözmeyi bilen akıllı bir kişidir ve bu yüzden de eğitime ihtiyacı yoktur. Öte yandan kurs masrafları karşılanan yazılım uzmanının her zaman firmayı terkedip gitme ihtimali olduğu için firmanın yatırım yapması pek düşünülemez (olsa iyi olurdu tabii ama gerçek hayat bu). Bu durumlar göz önüne alındığında kendi kendinize öğrenebiliyor olmanız gerekir. Eğer bu disiplin sizde yoksa yazılım uzmanı olmayı aklınızdan bile geçirmeyin.
2: Normal çalışma saatlerini seviyorsunuz
Yazılım projelerinin geç bitme olayını herkes bilir. Zamanında biten projeler bil..
devamı?
Yazılım mühendisliğinin yegane amacı yüksek kalitede bir uygulama üretmek olagelmiştir. Bunu başarabilmek için test edilip onaylanmış bir metod, yüksek kaliteli uygulama geliştirme araçları ile birleştirilerek yazılım süreçlerinde kullanılmalıdır. Günümüzde yazılım araçlarının çok ilerlediği bir gerçek; demek kaliteyi yakalamak için metodu doğru ve yerinde kullanmamız gerekiyor. Ayrıca metoda ne kadar sadık kalındığı ve tam olarak kullanılıp kullanılmadığı da bir etken olarak karşımıza çıkıyor.
Soru 1: Çalıştığınız yerde hangi metodun kullanıldığını biliyor musunuz?
Projelerin bir harala gürele ile başladığı ve Allah ne verdiyse kod yazmaya girişildiği bir yerde mi çalışıyorsunuz? Yoksa belli bir düzende müşteri gereksinimlerine bağlı kalınarak, dökümantasyon ve sürüm yönetiminin kullanıldığı bir ortamınız mı var? Çalıştığınız yerdeki yazılım geliştirme metodunu iyice öğrenip, işlerin nasıl dağıtıldığını, nasıl test yapıldığını, kod yazarken nelere dikkat edildiğini öğrenin. Belli ..
devamı?